Öncelikle Türkiyeyi Sosyoloji ile tanıştıran kişiydi ve ateşli bir Türk Milliyetçisi olarak sosyolojiyi entellektüel bir temel oluşturmada esas aldı.
Mahallî,resmî bir gazetede mesul müdür bir memurun oğlu olan Mehmet Ziya (daha sonra Gökalp) Diyarbakırda doğdu, orada laik okullara devam etti ve aynı zamanda islam hukukuna vakıf olan amcasından geleneksel islam ilimlerini öğrendi. 18 yaşında intihara teşebbüs etti. Yine de, bir sonraki yıl İstanbula gidebildi ve Baytar Mektebine (Veterinary College) kaydını yaptırdı.
Daha önce Jön Türklerin (Young Turks) fikirlerinden etkilenen Gökalp, 1985 yılında İstanbulda gizli bir örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyetinin (Union and Progress) üyesi oldu. 1898de tutuklandı; bir yıllık mahpusluk devresinden sonra bütün zamanını çalışmalarına adadığı doğduğu şehre sürgün edildi. O yıllarda Pariste sürgünde olan Jön Türkler Fransız sosyolojisinden çok yoğun olarak etkilenmişti.İçlerinde Le Play hayranı olan Prens Sabahattin, Osmanlıların sadece sosyolojik çalışmalar yoluyla sosyal değişmeyi anlayabileceklerini daha sonra bu görüş Gökalp tarafından da desteklenmişti ve imparatorluğu bir arada tutan çeşitli unsurlar arasında uzlaşma sağlama yolunu bulabileceklerini (28 Ağustos, 1099 tarihli Peyman gazetesinin ilk sayısında) beyan etmişti.
Jön Türk devriminden sonra, 1908de Gökalp İttihat ve Terakki Fırkasının Diyarbakırdaki temsilcisi oldu. Bir yıl sonra, fırkanın Selanikteki merkez heyetine üye seçildi ve kendisine parti doktrinini anlatma ve genç insanları parti saflarına çekme görevi verildi. 1910 yılında Selanikte sosyoloji öğretimini esas alan bir göreve atandı. Türkiyede ilk defa gerçekleşen böyle bir atamadan beş yıl sonra da İstanbul Üniversitesinde ilk sosyoloji profesörü oldu. O, İstanbulu Türkiyedeki sosyoloji çalışmaları için bir merkez haline getirirken, bu faaliyeti 1919a kadar Edebiyat Fakültesinde sürdürdü. 1. Dünya Savaşı sonrasında Maltaya sürgüne gönderilen Gökalp, yürekli bir Atatürk taraftarı olarak 1921de Diyarbekire geri döndü ve milli liderlere yol göstermek amacıyla sosyolojik makale serileri hazırladığı küçük mecmuanın sorumlu müdürü oldu. 1922de (Ministry of Public Deparmant of the Education) un Ankaradaki Kültürel Yayınlar Dairesine müdür olarak atandı ve orada ünlü eseri "Türkçülüğün Esasları" yayınlandı.
Gökalp Jön Türklerin gerçekleştireceği siyasi devrimin, iktisat aile,
güzel sanatlar, ahlak ve hukuk gibi alanlarda "Yeni Hayat" ortaya
çıkaracak sosyal bir devrimle tamamlanmaya ihtiyaç gösterdiğine
inanmıştı. Yeni bir Türk medeniyeti sadece Türkiyenin gerçek milli
değerlerinin kazanılmasıyla yaratabilirdi. 1911e kadar Gökalp,
değerlerin hiçbir şey ifade etmediğine,"fikir-kuvvet"(idees forces)un
felsefesi öneme haiz olduğuna inanmıştı. Fakat 1912den sonra Durkheimin
değerlerle ilgili yorumunu (collective represantations) kollektif
temsiller olarak kabul etti. (Gökalp, Durkheimi en önemli sosyolog ve
sosyolojinin kurucusu olarak düşünüyordu.)
Gökalpe göre tam olarak ifade edildiklerinde idealler olarak
adlandırılan kollektif temsiller (collective reprasantations).
kollektif şuurdaki gerçeklerdir. Değerlerin tek kaynağı toplumun
kendisidir, ve bireylerce elde edilen kollektif duygu ve bilgi birikimi
kollektif şuuru oluşturur. (1911-1923) 1959, s.62-64)
Balkan savaşı yenilgisinden sonra, Türkiye için kritik bir dönem
başladı. Reformlar üzerindeki tartışmalara İslamcılık, Batıcılık ve
Türkçülük arasındaki çatışmalar öncülük etti. 1912de İstanbula gelen
Gökalp, bu çatışmaların daha geniş bir bakışla ele alınarak,
giderilmesi gerektiğini hissetti. Gökalp, insanın her biri kendi değer
sistemine sahip olan kültür gruplarının ve evrensel kabul ve kültürel
yayılma kaabiliyeti olan kural ve tekniklerin bileşimi olduğunu
tartıştı. ([1911-1923] 1959, s.97-101) Türklerin aynı anda; Türk
Milletine, İslam ümmetine ve Avrupa medeniyetine ait olduğu sosyolojik
bir vakaydı. (Gökalp [1911-1923] 1959, s.71-76; Heyd 1950, s. 149-15])
Gökalp, milliyetçiliğin, modern çağın en güçlü ideali, milletlerin ise,
kültür grupları skalasında en üst seviyede gelişmemiş türler olduğunu,
yoğunluğu gittikçe artan bir şekilde vurguladı. Millet kavramı içinde,
Türk kültürünü, İslamı ve Batı teknolojisini bir araya getirmenin
mümkün olduğunu düşündü. Gökalp, daha sonra, kollektif temsilleri millî
adetlerle bir tutma gerektiği noktasına geldi ve ......" bir milletin
kültürünü ait olduğu medeniyetten ayırma çalışmaları yapan disipline
kültürel sosyoloji adı verildiğini" öne sürdü. ([1911-1923] 1959,
s.172-173)
Bir sosyoloğun görevinin millî kültür unsurlarını ortaya çıkarmak
(keşfetmek) olduğu inancını takiben, Türk ailesinin evrimi ile
(pre-islamic) İslam-öncesi Türk dini ve devlet üzerine bir dizi
çalışmaya girişti. Gökalpın modernleşmiş islam düşüncesine ait teorisi
ilahi kaynaklı olmasından ziyade, sosyal kaynaklı uzlaşma dayanan ve
bundan dolayı seküler değişimi parelel olarak değişebilen İslamın
kurallarının bir kısmına yönelikti. ([1911-1923]1959, s.193-196) Bir
devletin seküler olması gerektiğine inanmıştı ve eğitim ve ekonominin
millî olması gerektiğinin ısrarlı savunucusuydu. Eğitim ve ve hukuku
sekülerleştirme ve kadınlar için eşit haklar teklif etme üzerindeki
programları kısmen 1917 - 1918 yıllarında uygulamaya konuldu.
Gökalp üzerindeki fikirler ikiye ayrılır. Gökalp, bizzat kendisi,
çalışmalarını özgün hale getiren şeyin, Durkheimın sosyolojik metodu
üzerindeki denemelerini Türk medeniyetine uygulamak olduğunu
düşünüyordu. Destekleyicileri ise; onun kültür ve millet yapısı
üzerindeki kavramsallaştırmalarının özgün olduğu ve çalışmalarının,
Durkheim geleneğindeki bilimsel sosyolojiyi temsil ettiği konusunda
hemfikirdiler; ayrıca, muhalifleri, Gökalpın baskın kollektivist
fikirlerle, dogmatik tümden ve gelimci bir zihin yapısına sahip
olduğunu vurgularlar. Bunların ötesinde, Gökalp, ateşli bir
milliyetçiydi ve öğretilerinin Türkiyenin modernleşmesi yolunda fikrî
bir kaynak sağladığına şüphe yoktur.
Eserleri
- Kızıl Elma (1914)
- Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1918)
- Yeni Hayat (1918)
- Altın Işık (1923)
- Türk Töresi (1923)
- Doğru Yol (1923)
- Türkçülüğün Esasları (1923)
- Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra)
- Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonra)
- Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri I (MEB 1997)
Seda Sayan Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu Muzaffer Buyrukçu (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber 10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda 1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam