Uzun Hasan
(1423 - 1478)
 Akkoyunlu hükümdarlarından. Oğuzların Bayındır boyundan, Akkoyunlu Hanedanının kurucusu Kara Yülük Osman’ın torunu olup, babası Celâleddîn Ali Beydir. 1423 yılında Diyarbakır’da doğdu. Uzun Hasan’ın gençliği, Akkoyunlu emirî Hamza Bey ile Cihangir arasında vukû bulan savaşlarla geçti. Hamza Beyin vefâtından sonra, Akkoyunlu tahtına ağabeyi Cihangir geçti. Kardeşi Hasan Beyin büyük gayret ve yardımları sonucu iktidarı ele geçiren Cihangir, Ergani ve çevresini ona ikta olarak verdi. Cihangir Bey (1444-1463), 1455’te amcaları Şeyh Hasan ve Kasım’a karşı kardeşi Uzun Hasan’ı gönderdi. Uzun Hasan amcalarını mağlup etti. Erzincan valisi, Cihangir Beye isyan edince, Uzun Hasan onu da itaat altına aldı. 1452’de Karakoyunlular karşısında bozguna uğrayan Cihangir, Şah Cihan’ın hâkimiyeti altına düşünce, Hasan Bey, kuvvetleriyle bizzat harekete geçti. Erzincan ve Van Gölü çevresini yağmaladı. Malazgirt Hâkimi Kasım Beyin kuvvetlerini bozguna uğrattı. 1453’te ağabeyinin Diyarbakır’ı terk ettiğini haber alınca, süratle gelerek şehri ele geçirdi ve beyliğini îlân etti.
Uzun Hasan, Akkoyunlu tahtına sâhip olmasıyla, iktidarını
kuvvetlendirme faaliyeti içine girdi. Cesur, tedbirli ve cömert
olduğundan ordunun kendisine itaati tamdı. Akkoyunluların düşmanı
Karakoyunlu Şah Cihan’ın, Erdebil’den hudut dışı ettiği Safevîlî Şeyh
Cüneyd’i ülkesine dâvet etti. 1456’da, Diyarbakır’a gelen Şeyh
Cüneyd’e, kızkardeşi Hatice Begüm’ü verip, evlendirdi. Uzun Hasan’ın,
Şeyh Cüneyd ile münâsebeti ve hânedana akrabâ yapması Akkoyunluların,
Türk ve İslâm âleminin aleyhine oldu. Akkoyunlu-Safevî münâsebeti önce
gizli, Şah İsmâil’den sonra da aşikâr pek çok hâdiselere sebep oldu .
Anadolu çok zarar gördü. Trabzon Rum İmparatoru Kalo İonnas,
Osmanlılara karşı ittifak teklif edince, kızı Katerina Despina’yı
isteyip karşılığında 1458’de antlaşma imzâlandı. Katerina Despina,
Akkoyunlulara gelin gelince, Uzun Hasan’ı, Osmanlılar aleyhine faaliyet
içine soktu. Trabzon Rum İmparatorluğu, Uzun Hasan’ı İstanbul’un
fethinden sonra, sürekli, Osmanlılar aleyhine kışkırttı. Trabzon Rum
İmparatorluğunun, Osmanlılara ödeyecekleri otuz bin altından
vazgeçilmesi için aracılık yaptı. Uzun Hasan, yeğeni Murad’ı İstanbul’a
gönderdi. Osmanlı Sultanı Fâtih’ten, Trabzon Rum İmparatorluğu
vergisinin affedilmesinden başka, Katerina Despina’ya çeyiz olarak
verilmiş olan Kayseri bölgesini ve önceki hediyeleri istedi. Fâtih,
vergi işini bölgeye gelerek bizzat halledeceğini bildirdi. Fâtih, Uzun
Hasan ve müttefiki Trabzon Rum İmparatorluğu ile Gürcülere karşı
1461’de harekete geçti. Uzun Hasan’ın, 1459’da zaptettiği Koyulhisar’ı
aldı. Akkoyunlu ordusu Erzincan’daki Munzur Dağlarında Osmanlılara
yenildi. Uzun Hasan, annesini Fâtih’e gönderip, antlaşma sağlandı.
Fâtih, 1461’de Trabzon’u fethedip, bölgedeki Rum hâkimiyetine son
verdi. Uzun Hasan, Akkoyunluların batısındaki devamlı genişleyen
Osmanlılara karşı, bölgedeki hâkimiyetini kuvvetlendirme siyâsetini
tâkip etti. Mısır Memlûklarından Harput’u alıp, Gürcistan’a akın
harekâtı yaptırdı. Âzerbaycan ve Irak’a hâkim Karakoyunlular hükümdarı
Cihan Şahı, 1467’de yenerek, öldürttü. Karakoyunluların müttefiki
Şeybânîlerden Ebû Saîd’in saldırısını, 1469 başında bertaraf etti. Ebû
Saîd’i öldürttü. Karakoyunlu Devletine son verip, ülkelerine hâkim
oldu. Anadolu beyliklerinden Karamanlıları, Osmanlılara karşı
kışkırttı. Avrupa devletlerinden Venediklilerden, Osmanlılara karşı
kullanılmak üzere malzeme ve yardımcı kuvvet istedi. Venedik, Papalık,
Cenova ve Karamanlılarla ittifak yaptı. Fâtih, Uzun Hasan’ın
faaliyetlerini dikkatle tâkip ediyordu. Uzun Hasan’a karşı harekete
geçip, hazırlıklarını tamamladı. Uzun Hasan ve Papa, Fâtih’in
hazırlıkları üzerine, Venediklilerden top, teknik malzeme ve cephâne
yardımıyla Almanya, Fransa ve İspanya’yı, Osmanlılara karşı harekete
geçirdiler. Hıristiyan donanması, Uzun Hasan’a yardım için Akdeniz
sâhiline çıkarma yaptı. 1473 Mart ayında sefere çıkan Osmanlı ordusu,
Ağustos ayında Akkoyunlu topraklarına girdi. Bayburt’tan Tercan’a
geldi. Uzun Hasan ordusuyla, Fâtih’in ordusu, 11 Ağustos 1473
târihinde, Otlukbeli’nde karşılaştı. Uzun Hasan, zekî, cesur bir
kumandan olmasına rağmen, Fâtih ve Osmanlı ordusunun ateşli
silâhlardaki teknik üstünlük ve stratejisine karşı duramadı. Akkoyunlu
ordusu bozulunca, Uzun Hasan, muhârebe meydanından kaçtı (Bkz.
Otlukbeli Meydan Muhârebesi). Uzun Hasan Tebriz’e gelip, ordusunu
tekrar toparlamaya başladı. Osmanlıların devamlı genişleyip, bölgede
hâkimiyetini artırması üzerine başşehrini Diyarbakır’dan Tebriz’e
naklettirdi. Otlukbeli yenilgisinden sonra, Gürcistan vâlileri, Uzun
Hasan’a itaatsız olmaya başladılar. 1477 sonbaharında, âsi vâlileri
itaat altına almak için Gürcistan Seferine çıktı. Tiflis’e harpsiz
girdi. Bölgedeki prenslikleri tekrar itâat altına aldı. 1477 yılı
sonunda Gürcistan’da hastalanıp, Tebriz’e geldi. 1478 yılı başında
hastalığı artıp, 7 Ocak gecesi, Tebriz’de vefât etti. Kendi yaptırdığı
Nasriyye Medresesi avlusuna defnedildi. Uzun Hasan’dan sonra oğlu
Halil, Akkoyunlu hükümdarı oldu.
Uzun Hasan, büyük bir devlet adamı ve kumandan olmasına rağmen, Osmanlı
Sultanı Fâtih ile mücâdeleye kalkışması tâlihsizliğidir. Lakâbı
Nusreddîn Ebû Nasr’dır. İlmî, dînî, sosyal ve devlet teşkilâtıyla
alâkalı mîmârî eserler yaptırdı. Tebriz’de Nasriyye Medresesini
yaptırıp, bakımı için vakıflar kurdu. Nasriyye Medresesinin yanında
câmi, bir de hastâne yaptırdı. Hastâne çok geniş olup, binden fazla
hastaya hizmet verirdi. Hastânenin bitişiğindeki mutfakta, fakir ve
kimsesizlere yemek verilirdi. Tebriz’de meşhur Heşt-Behişt Sarayının
inşâsını başlattı. Fırat’ın kolu üzerinde Taşköprü’yü yaptırdı. Uzun
Hasan, ilim ve âlimleri sevdiğinden, Akkoyunlu ülkesinde pek çok meşhur
âlim bulunurdu. Meşhur astronom Ali Kuşçu, Uzun Hasan’ın sarayında
olup, büyük itibâr görürdü. Fâtih’e elçi olarak gönderilen Ali Kuşçu,
daha sonra tekrar gelerek İstanbul’da ilim öğretmeye, talebe
yetiştirmeye devam etmiştir. Uzun Hasan’ın sarayında Ali Kuşçu’dan
başka, Mevlânâ Mahmûd Şârihi, Şirâzi Mehmed Münşî ve fıkıh âlimi İmâm
Ali de bulunurdu. Uzun Hasan’ın hükümdarlığı zamânında, büyük İslâm
âlimi, edib ve Kadı Celâleddîn-i Muhammed Devânî, çok kitap yazıp,
bunlardan Ahlak-ı Celâli pek meşhurdur. Uzun Hasan’ın târihçisi Mevlânâ
Ebû Bekr-i Zihrani, Kitab-ı Diyarbekriyye de denen Târih-i Selâtin-i
Türkmen adlı eserini yazdı. Fazlullah Ruzbehan, Târih-i Alemârâyı
Emînî’yi, Uzun Hasan’ın oğlu Yâkub için yazdı.
Uzun Hasan, Akkoyunlu Devlet teşkilâtını Osmanlılar usûlünde
tertipleyip, kuvvetlendirdi. Akkoyunlu Devletini, İslâm, Oğuz boy
töresi ve Osmanlı-Timurlu-Fars karakterinde teşkilâtlandırdı.
Kaynak: dallog.com
Yazıyı alıntıla | Okunma: 1648
|