1957 Ocak, gece 03:15'de, İstanbul'da, şu yabancıların "Golden Horn"dedikleri yani sözde altın boynuz!, işte o haliç yanında bulunan Eyüp SSK hastanesinde doğmuşum. Babam beni daha ilkokul yıllarımda bir Berbere çırak olarak vermişti. "Hiç olmazsa sömestre tatillerinde oğlum bir meslek sahibi olsun, aylak aylak sokaklarda koşturacağına"diye... Hiç ısınamamıştım berberliğe, hem de ustam sürekli azarlıyordu beni. Bıkmıştım milletin sırtını fırçalamaktan, zaten verilen bahşişler de kiraladığım bisiklete gidiyordu. Bir gün bırakıverdim berberliği, Akşamları Eyüp camii meydanında anadolu baskısı erken çıktığı için ertesi günkü gazeteleri satarak iş hayatına başladım. 12 yaşındaydım ve cep harçlığımı çıkartmaya başlamıştım. Daha sonra Eyüp jünyörler takımında Futbola başladım. Akşamları da yazlık bahçe sinemasına giderdik. Wang Yu'lu çin menşeli aksiyon filmleri seyrettikten sonra sokak aralarında kendi kendime hayt huyt bağrışları ile sanki 5-10 kişiyi alt ediyordum, çocukluk işte.. Bir gün, Fatih Halkevinde Karate dersleri verildiğini duydum, hemen bir arkadaşımla izledik, çok hoşuma gitmişti. 4 ay sonra sarı kuşak almıştım, aslında 6 ayda kuşak imtihanı yapılıyordu ama Hocam beni başarımdan dolayı erken terfi ettirmişti. Bir yıl sonra İST. Halkevleri şampiyonu olmuştum. 4 yıl sonra Siyak kuşaklı karate Hocaları kervanına katılmıştım. Askerlik zamanım gelmişti, beni önce Kayseri Paraşüt Komando birliğine, daha sonra, Horasan'a oradan Iğdır'a tayin ettiler. Iğdır'da beni Telefon santralına verdiler, ayrıca Komutanım 19 mayıs için karate gösteri ekibi çalıştırmamı istemişti. Karate mangamız çok başarılı olmuştu, bana başarı belgesi ve 15 gün mükafat izni verilmişti. 20 aylık vatani görev sonrası askerlik bitmişti.
Hayat başlıyordu artık para kazanmalıydım. Fatih'de
Rahmetli hocam (Sensei Ahmet Doğaner) bana okulda seans vermişti.
Karate Hocalığı yapıyordum, Ünlü sinema sanatçıları da ders almaya
başlamıştı. Başta Cüneyt Arkın, Berhan Şimşek (Daha sonra kendisi ile
sıkı fıkı dost olduk. Yediğimiz içtiğimiz birdi. Daha sonra bir hiç
yüzünden şimdi aramız limoni oldu)Filiz Akın (Sadece "Karateci Kız"
isimli bir film için ders aldı. Filmin bazı sahneleri okulumuzda
çekildi. Yazılı ve görsel medya artık benden bahsediyordu. O zamanlar
siyah beyaz TV. yayını vardı. Sn.: Uğur Dündar "Yaşadığımız Günler"
isimli programına çıkarmıştı. Tek kanal olduğu için bizim mahalleden
beni görmüşler TV’de, komşular doluşmuştu 2/5 odalık evimize, tebrik
ediyorlar, yanaklarımdan öpüyorlardı. "Biz anlamıştık zaten bu çocuğun
adam olacağını, baksana Filiz Akın ile TV’lere çıkıyor artık" diye
mırıldanıyorlardı. Mesut Engin (sinemada iyide isim yapmıştı, kızlar
adeta peşinden koşuyordu, Alkole verdi kendini ve şimdi sokaklarda
yatıyor. Daha sonra Tarık Akan (Bir film için kısa süre çalıştı. )
Amacım Avrupa'ya gitmek oradan da diploma alıp, gerekirse birazda
çalışıp ev parası biriktirmek istiyordum. Baba ocağı dar geliyordu
artık. Bazen ev'e gece geç geliyordum, evdekiler uyanıyordu. Onlarda
bende rahatsız oluyorduk. O arada bir film teklifi aldım. Tarkan
Filminin yönetmeni filmi çekecek, senaryoyu okudum o da ne!, Filmin bir
çok sahnesi seks sahneleriyle doluydu, o zamanlar seks filmleri furyası
vardı. Filmi çekmekten vazgeçtim, Cüneyt abi de filmlerinde oynamamı
istedi ama küçük rollerde kendimi harcayamazdım. Temiz bir sporcu
olarak camiamızda isim yapmıştım. Her gösterimiz Gazetelerde
yayınlanıyor ve benimle röportajlar yapılıyordu. Daha sonra ver elini
Almanya, işte hayat burada şimdi başlamıştı, Kuşak derecemi
yükseltmiştim. Türkiye'deyken hayal bile edemediğim ünlü Japon üstadlar
ile çalışıyordum. Bu arada Alman Polis okulundan da teklif alarak
Başantrenörlük yaptım. İyide para kazanmaya başlamıştım. Hele sarışın
Alman kızları da pek güzeldi, onlarla beraberken Almancamı bayağı
ilerletmiştim. Daha sonra Almanca kuslarına katıldım. Dil bilmemenin
zorluğunu yaşamadım dersem yalan olur. Zamanla burdan ilk giden 1.
Jenerasyona tercümanlık bile yaptım. Aktif Gazetecilik yaptığım 1989
yılında, Türk Karate Federasyonu Bşk. Sn.: Dr. İbrahim Öztek'i hem
ziyaret hem de bir röportaj için gitmiştim. O günü hiç unutamam Sn.:
Başkan Avrupa da ki başarılı çalışmalarımdan dolayı beni T. C. Karate
Federasyonu Almanya temsilciliğine layık görerek, bana belge'yi
sunmuştu. Ülkemin bir spor federasyonunun temsilciliği herkese nasip
olacak bir şey değildi. Bu olay benim için onur ve şerefti. Karate'de
5. Dan, Kung-Fu'da 3. Toan, Tan Soo Do 1. Dan, seviyelerine ulaştım.
Paris Cup 1.liğim oldu, birçok eyalet şampiyonluğum. İspanya'da Dünya
Kung-Fu şampiyonasından da 3. olarak aktif spor yaşamımı tamamladım.
Başarılarımı
Alman ve Diğer Avrupa ülkelerinin medyası çalışmalarımdan stayişle
bahsetti. Hele günlük 5 milyon gibi bir trajı olan Alman BİLD
gazetesinin "Balyoz yumruklu Türk" başlığıyla beni geniş şekilde
sayfalarında haber yapması benim için büyük bir onur oldu. Çünkü bu
gazete sürekli Türkleri aşağılayan yayınlar yapmaktadır. 2 yıl
International Security kurslarında ders görerek, Uluslararası Dedektif
ve Güvenlik uzmanı oldum. Şimdi "Özgenç Security"yön. Krl. Bşk. ve
Essen Türk Toplum derneğinde vatandaşlarımızla örgütlenerek
haksızlıklara karşı çalışmalar yapmaktayız. Bu arada Avrupa'da yüksek
trajlı bir Gazete de Makale &Yorum yazmaktayım. Alman SPD parti
üyesiyim. Almanya'dan ve Türk siyasi parti örgütlerinden Milletvekili
adayı olmam için teklifler yapıldı. Ben Halka verdiğim sözü
tutmalıydım, yalan söylemeyi ise hiç beceremem, her kes kendi işiyle
uğraşsın düşüncesindeyim. Hem Türk, hem AB pasaportu taşıyorum.
Almanya'ya kısa süre çalışıp dönecektim sözde, tam 28 yılım geçti, dile
kolay. Dünya tatlısı 2 kızım var, okula gidiyorlar. Anlaşılan biz de
gurbetçiler kervanına katıldık. Avrupa'ya gelmeden önceki düşüncelerim,
planlarım farklıydı. En büyük desteğim çok sevdiğim eşim olmasına
rağmen, gençlik hayallerimi süsleyen Ev, yazlık, vs. alındı ama
ülkemize dönemedik, her yıl 2-3 defa geldiğim halde İstanbul'u, boğazı,
güneşi, dostlarımı hatta bir başka olan havanın maviliğini bile
özlüyorum.
(From Germany) Sadettin Özgenç Shotokan-Karate 5. Dan Uzm. Ant. Özgenç security yön. Krl. Bşk. Serbest Gazeteci.
Seda Sayan Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu Muzaffer Buyrukçu (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber 10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda 1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam