Anında Ara
Son Yorumlar
Hakan Tokaç
bir tanedir hakan abimiz..
>> OKU >>
Yazan: yunus emre karslıoğlu

Muallim Naci
BENCE ÇOK GÜZEL ŞEYLER YAŞAMIŞ AAM HAYATI BŞRAZ KÖTÜ GEÇMİŞ BABAS...
>> OKU >>
Yazan: DİLEK

Yusuf Baykal Bo...
Başarılar
>> OKU >>
Yazan: Sami Yusuf

Cem Kılıç
Kurucu üyesi bulunduğum X-Bilinmeyen Bilim Kurgu Derneğinin Genel...
>> OKU >>
Yazan: Didem Özdemir

Recai Dinçer
Çok iyi bir yazardır.Neydi o günler...
>> OKU >>
Yazan: Cem Kılıç (x-Bilinmeyen B-K De

Ayşe Afet İnan
malesef beğenmedim eserler nerde?
>> OKU >>
Yazan: yokkkkk

Richard Strauss
(1864 - 1949)
 
Münih’te kornoculuk yapan ve Wagner aleyhtarı olarak tanınan bir babanın oğlu olan Richard Strauss’un senfonik şiirleri ve ilk dramatik eserleriyle ortaya çıkması müzik dünyasında büyük bir heyecan uyandırdı. O zaman zihinleri şaşırtan şeyler bugün tarihe karışmış ve unutulmuştur. Bizim için artık  Richard Strauss Klasiklere karışmıştır. Salome ve bilhassa Elektra’nın, hatta bizce mestedici bir güzellikte olan Rosenkavalier gibi eserlerin o zaman nefret uyandırmalarını anlıyamıyoruz. Fakat buna rağmen, üstün bir kabiliyetle eserler veren bu müzisyenin, devrinin mukavemetiyle, hatta ciddi telakki edilmeyen ve mesleki çerçevenindışında kalan garip bir yenilik meraklısı diye alayla karşılanması mazur görülmelidir. Çünkü onun müziği yeni, anlaşılmaz ve yıkıcı görünüyordu; halbuki gerçekte bu, önceki durumdan doğması icab eden son gelişmede başka birşey değildi. Böylece müzikte sihirbaz kabilinden bir dahi, tınlayışların ve cüretli armonilerin büyük virtüözü olan Strauss, bir devri kemale erdiren besteci olmuştur.


Strauss’un gençliği hararetli bir particilik zihniyetiyle müzikte takip edilen yolları güçleştiren fikir ayrılıklarının tesiri altında kalmıştı. Hayatının sonuna kadar en yüksek ve kesin ideali Mozart olan Strauss, başlangıçta Brahms taraftarıydı. Fakat çok kısa zamanda terakkiye inanan bir Liszt taraftarı oldu ve bu yolda Wagner’e iltihak edenlerin arasında kaldı. O ana kadar kuvartet ve senfoniler yazan Strauss artık senfonik şiirler yazmaya başladı. Bundan hiç beklenmeyen bir sonuç doğdu; Liszt ile sona erdiği ve bir daha aşılamayacağı sanılan tasviri ve programa bağlı sanat yeniden canlandı, ikinci ve son zirvesine ulaştı. Bu yükselişte yeni olan, şair ruhu ile yapılan tasvirin şuurlu bir form fikri ile birleştirilmesiydi (Till Eulenspiegel, Don Quichote).

Program müziğinin söze bağlı tasvirlerinden, sözden doğan müzikli drama doğru adım atılması tabii idi. Böylece Strauss, sanat yönünü, kendi önemini ve şöhretini tayin eden müzikli tiyatronun yolunu tuttu. Liedleri de dahil olmak üzere eserlerinin hepsi bunun yanında bir tezyinet gibidir. Strauss, tiyatro alanında sözle müzik arasındaki münasebetin, Mozart’tan Wagner’e kadar müzikli tiyatroda kullanılan unsurların, yani geleneğin mümkün olan son şeklini bulmaya çalıştı. Bu yolda yarattığı eserler şunlardır: Guntram, Salome, Elektra, Mısırlı Helena, ve Danae’nin Aşkı adlı dramlar; Feuersnot, Rosenkavalier, İntermezzo, Die Scweigsame Frau, Arabella adlı müzikli komediler; nihayet yeni müzikli tiyatro şekillerine yol açan Ariadne Auf Naxos ve Capriccio adlı eserler.

Edebiyatla daima sıkı bir münasebet kurmaya çalışan Strauss, Sophokles, Moliére, Oscar Wilde ve Stefan Zweig’a, bilhassa bir güney Almanyalı olarak yakınlık duyduğu Avusturyalı şair Hugo von Hofmannsthal’a bağlandı. Wagner’den hareket eden ve onun müzikli dram alanındaki prensiplerini sonuna kadar geliştiren Strauss için asıl unsur Mozart dünyasıydı. Ayrıca Couperin ile Lully ve İtalyan opera buffa’sı etrafında teşekkül eden nükteli ve esprili barok ruhu da böyle bir unsurdu. (Bu yönden, tabiatı bambaşka, fakat rehberi Shakespeare, Goldoni, Bach ve Mozart olan, opera buffa’nın canlandırıcısı sevimli besteci Emanno Wolf-Ferrari’ye benzer.

Strauss, hayatının son yıllarında klasizmin sükunetine kavuştu. Bu hava içinde yaratıcılığı sona erdi. Çok zengin olan bu yaratıcılığın heyecan uyandıran en önemli tezahürleri, bir daha gelmemek üzere kaybolan bir çağa rastlamıştır. Fakat Strauss’un tarihi önemi hiçbir zaman azalmayacak, eserlerindeki oynak ve esprili mizacın tesiri, Mozart’a duyduğu yakınlıktan doğan büyklüğü daima yaşayacaktır. Ayrıca, büyük orkestra şefi Richard Strauss’un hatirası da unutulmayacaktır. Weimar, Münih, Berlin ve Viyana’da orkestra şefliği yaparken Mozart ve Wagner’in eserlerini örnek icralarla canlandırdı. Bunu aynı derecede başaran Gustav Mahler gibi pek az kimseler çıkmıştır.

Kaynak: beethovenlives.net

Yazıyı alıntıla | Okunma: 880

İlk yorumu sen yap

Yorum Ekle
İsim:
Yorum:

Güvenlik Kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Güvenlik kodunu göremiyorsanız sayfayı yenileyiniz.

 
< Önceki   Sonraki >
Haftanın Popülerleri
Son Eklenenler

Alfabetik Sıralama
 A B C D E F G H I J
 K L M N O P Q R S T
 U V W X Y Z
Rastgele




E-posta adresini gir, yeni eklenen hayat hikayeleri posta kutuna gelsin.(E-posta adresinizi girdikten sonra açılan pencereden güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.)
TARİHTE BUGÜN / DOĞANLAR - ÖLENLER .:::BETA :::.
Ocak
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Şubat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29
Mart
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Nisan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Mayıs
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Haziran
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Temmuz
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Ağustos
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Eylül
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Ekim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kasım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Aralık    
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Seda Sayan
Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel
Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu
Muzaffer Buyrukçu  (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber
10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda
1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam
©2006-2008 isimsizsiniz.com