Anında Ara
Son Yorumlar
Mustafa Ersu Al...
BENCE REKLAM YAPIYORSUN BOŞUNA UĞRAŞMA BAŞKANLIK BİR HAYAL
>> OKU >>
Yazan: SELİMPAŞA

Ali Demir
Giresun'da dünyaya gelen Demir, judoya 1967 yılında İstanbul Aske...
>> OKU >>
Yazan: ya fünyada kaç ali demir var

Sibel Can
ben düzceden tuğçe sibel ablayı çok seviyor ve beğeniyorum sibel ...
>> OKU >>
Yazan: tuğçe

Aşık Veysel Şat...
cok guzel, odevim icin cok yardinci oldu :)
>> OKU >>
Yazan: saide

Edvard Grieg (H...
esrleri yokmu
>> OKU >>
Yazan: çağla

Yusuf Baykal Bo...
Diksiyon hocam başarılarını diliyorum Ajansta görüşmek üzere
>> OKU >>
Yazan: Serpil durdu



Peter Ilyich Tschaıkovky
(1840 - 1893)

Çaykovski’nin acıklı hayatının filmcilere konu olması birtesadüf değildir. Çünkü yazdığı bir çok eserler arasında yedi senfoniden ikisi, doğru bir değerlendirmeye engel teşkil edecek derecede popüler olmuştur.  Diğer taraftan hayatı birtakım uydurmalara yol açacak bir esrar perdesi altında kalmaktadır. Fıkra tarzındaki herşeyi bir kenara bırakarak Çaykovski’nin şahsiyetini tarihin çerçevesi içinde ciddiyetle incelemeye çalışmamız gerektir.
Sadece Glinka ile başlayan Rus müziğinin temsilcisi olarak değil, aynı zamanda senfoni besteci olarak da tarihi bir mevkii vardır. Tıpkı Berlioz, Schumann, Brahms, Bruckner, Dvorak ve Cesar Franck’ta olduğu gibi Çaykovski’de asrın senfoni çapında eser yaratma zevki tecelli etmiştir. Ancak bunu anladıktan sonra Çaykovski’nin bu alandaki payını ölçmek mümkündür.Çaykovski, zamanın bu yarışına ve gelişme cereyanlarına katılmayı hiç düşünmemişse de payı az değildir. Fakat şu iki noktayı hesaba katmalıyız:

Birincisi, bu suretle ortaya çıkan Rus müziğinin henüz Genç olup batıdaki şümullü ve kesif ifade kudretini haiz olmaması, ikinsicisi ise daha Modern yönlerde çabalıyan vatandaşlarının teşebbüslerine yanaşmayan Çaykovski’nin mutlaka Güzel olan müzikten başka birşey vermek istememesidir. Bu hususta kendi benliğini ifade etmek isteğiyle Schumann’a yakındı ve ancak ilhamın nuru ile heyecan duyan sanatkar ruhunun derinliğinden doğan müzik yazmaya gayter etti. Puşkin’in Eugen Onegin’inden lirik bir opera yapan Çaykovski bu şairin güzellik idealini seslerle aksettirdi. Fakat tsil ve ifade bakımından yeni tesirler ilave ederek ona romantizmin itirafçı ruhunun heyecanını verdi ve Rus hususiyetlerini de katarak diğer Rus bestecilerine yaklaştı. Çaykovski’nin şiddetli ve gürültülü hamlelerinden, geniş bir saha toplayan şehvetli hislerle dolu kısımlara anş olarak geçmek itiyatından korkmamalıdır. Eser bir bütün olarak yine mükemmel bir formun güzelliğine bürünmüştür. Bilhassa orkestra eserlerinde fevkalade olan bu güzelliğin sihirine dinleyici meftun kalmaktadır. Bu güzellik, Çaykovski’nin  kendi kendini anlattığı ve sonsuz yalnızlığını ifade ettiği yerlerde en çok belirmektedir.

Yedi senfonisinden beşincisi ve kendisinin vasiyetnamesi ve Requiem’ı denilen Pathetique adlı altıncı senfonisi müzik dünyasının benimsediği eserlerdendir. Dördüncü senfoni de buna layık olabilirdi. Bu yedi senfoni ile dokuz operasını, iki balesini, konçertolarıyla oda müziği eserlerini armoni ve yapılış bakımından tetkik etmek zamanı gelmiştir. Bu yapıldığı takdirde umulmayan sonuçlar elde edilebilir.

Fakat şimdilik dünyanın meraklı rivayetler halinde devam ettirdiği ve eserlerinden okumaya çalıştığı hayat hikayesiyle iktifa etmek zorundayız. Bu hikayede, Çaykovski’nin kendini tamamen müziğe vermeden önce memur olduğu, sonra Moskova konservatuarında öğretmenlik yaptığı ve bir zaman da müzik tenkitleri yazdığı şeklindeki olaylardan çok, evlilikteki bedbahtlığına dair esrarlı şaiyalar, Nadjeshda von Meck ile olan dosrluğu ve çeşitli tahminler zikredilmektedir. Hatta Çaykovski’nin intihar ettiği bile söylendi. Fakat ispat edilemedi. (Ölümünün intihardan mı yoksa koleradan mı olduğu konumuz dışındadır).

Dünya realitesi Çaykovski’yi korkutuyordu. Bu yüzden inzivaya çekildi ve kendi içine kapandı. Hayatının son yılları huzursuzluk içinde geçti. Moskova ile Floransa, Simaki ile Bayreuth arasında mekik dokudu. (Bayreuth’da iken bütün iyi niyetlerine rağmen Wagner’in alemine intibak edemedi.) Mektuplarında ve yazılarında yeni bir devrin habercileri olan Debussy ve Busoni gibi iki ismin geçmesi ilgi çekici bir olaydır.

Kaynak: beethovenlives.net

Yazıyı alıntıla | Okunma: 800

İlk yorumu sen yap

Yorum Ekle
İsim:
Yorum:

Güvenlik Kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Güvenlik kodunu göremiyorsanız sayfayı yenileyiniz.

 
< Önceki   Sonraki >
Haftanın Popülerleri
Son Eklenenler

Alfabetik Sıralama
 A B C D E F G H I J
 K L M N O P Q R S T
 U V W X Y Z
Rastgele




E-posta adresini gir, yeni eklenen hayat hikayeleri posta kutuna gelsin.(E-posta adresinizi girdikten sonra açılan pencereden güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.)
TARİHTE BUGÜN / DOĞANLAR - ÖLENLER .:::BETA :::.
Ocak
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Şubat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29
Mart
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Nisan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Mayıs
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Haziran
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Temmuz
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Ağustos
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Eylül
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Ekim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kasım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Aralık    
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Seda Sayan
Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel
Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu
Muzaffer Buyrukçu  (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber
10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda
1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam
©2006-2008 isimsizsiniz.com