Ömer Seyfettin
 Çağdaş Türk öykücülüğü ve Milli Edebiyat akımının kurucularından Ömer Seyfettin, 12 mart 1884'te Gönen'de doğdu. Kafkas göçmenlerinden yüzbaşı Ömer Şevki Bey'in oğluydu. Öğrenimine Gönen'de başladı. Babasının görevi nedeniyle sürekli yer değiştirmemeleri için annesiyle bilikte İstanbul'a gönderildi. 1892'de Aksaray'daki Mekteb-i Osmaniye'ye yazdırıldı. 1896'da Baytar Rüşdiyesi'ni bitirdi. Edirne Askeri İdadisi'nden sonra İstanbul'da Mekteb-i Harbiye'den mezun oldu, teğmen rütbesiyle orduya katıldı. İzmir Zabitan ve Efrat Mektebi'nde öğretmenlik yaptı. 1908'de Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendirildi, 1911'de ordudan ayrıldı.
Balkan Savaşı çıkınca tekrar askere alındı. Sırp ve Yunan cephelerinde
savaştı. Yanya Kalesi'nin savunması sırasında Yunanlara esir düştü. Bir
yıl süren tutsaklıktan sonra İstanbul'a döndü.
Kısa süre 'Türk Sözü' dergisinin başyazarlığını yaptı. 1914'te Kabataş
Lisesi'ne edebiyat öğretmeni atandı. Ölümüne dek bu görevi sürdürdü.
Yazmaya Edirne'deki öğrenciliği sırasında başladı.
İlk şiiri 'Hiss-i Müncemid', Ömer imzasıyla 1900'de 'Mecmua-i
Edebiye'de yayımlandı. İlk öyküsü 'İhtiyarın Tenezzühü' 1902'de 'Sabah'
gazetesinde yer aldı.
İzmir ve Makedonya'da görevliyken yazdığı şiir, öykü ve makaleler
çeşitli dergilerde çıktı. Askerliğe ara verdiği dönemde ise yazıları
'Rumeli' gazetesi ve dergilerde yayımlandı.
Selanik'te yayınlanan 'Genç Kalemler' dergisindeki yazılarıyla ünlendi.
Derginin ikinci dizisinin ilk sayısında nisan 1911'de yayınlanan 'Yeni
Lisan' başlıklı yazısı Milli Edebiyat akımının başlangıç bildirgesi
oldu.
Yazılarında, yalın, halkın konuştuğu ve anladığı bir dil kullanmak
gerektiğini savundu. Türkçenin kendi kurallarına uygun yazılmasını,
Arapça ve Farsça sözcüklerden arındırılmasını istedi.
Milli Edebiyat akımının öncülüğünü Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem'le
birlikte sürdürdü. Birinci Dünya Savaşı yıllarında 'Yeni Mecmua'da
yayımlanan öyküleriyle ününü yaygınlaştırdı.
Öykülerini kişisel deneyimlerine, tarihi olaylara ve geleneklere
dayandırdı. Günlük konuşma dilini kullanması, öykülerine canlı ve
etkileyici bir özellik verdi. Yergiye, polemiğe, komik durumlara ve
toplumsal yorumlara değindi.
Ölümünden sonra, 1926'da, öykülerini önce Ali Canip Yöntem derledi.
Ardından Ahmet Halit Kitabevi 1936'da bir derleme yaptı. 1950'den sonra
Şerif Hulusi, öykülerini yeniden gözden geçirip 10 cilt halinde
yayımladı.
Rafet Zaimler Yayınevi 1962'de 30 öykü daha ekleyerek 11 ciltlik bir
külliyat halinde yayımladı. Son olarak Bilgi Yayınevi, 'Bütün Eserleri'
adıyla tüm öykülerini 16 kitapta topladı.
'Kahramanlar', 'Bomba', 'Yüksek Ökçeler', 'Yüzakı', 'Yalnız Efe',
'Falaka', 'Aşk Dalgası', 'Beyaz Lale', 'Gizli Mabet' bu dizideki öykü
kitaplarından bir bölümüydü. İnceleme kitaplarında 'Tarhan', 'Ayın Sin'
takma isimlerini kullandı.
Kaynak: cnn
Yazıyı alıntıla | Okunma: 1641
|