Anadolu coğrafyasında yer alan Alevi-Bektaşi kültürünün müzikal ürünleri öylesine çeşitlilik gösterir ki, bu ürünler ve bunların yaratıcılarını bir kalemde tespit etmek ve anlatmak nerdeyse imkansızdır. Yöreden yöreye değişen dil ve müzik özellikleri, ocaklara bağlı olarak çeşitlenen ritüel uygulamaları ve nihayet kültürün yaratıcıları, uygulayıcıları ve aktarımcıları olan aşıkların/ozanların kişisel özellikleri Alevi-Bektaşi ses kültürünün temel belirteçleri arasında yer alırlar. Özellikle aşıkların, topluluğun bünyesinde böylesine önemli bir işleve sahip olmalarına rağmen şairlikleri ayrı yer tutulmak üzere müzikal bakımdan yeterince alındıkları söylenemez. Zira aşık tarzı müzik ve şiir, kişisel bir nitelik taşımasının yanında, bir yörenin, bir topluluğun top yekun kültürünü anlamak bakımından önemli izler taşırlar.
Anadolu sahasında öyle aşıklar vardır ki onların sanatsal özelliklerim
ortaya koymak, yalnızca yaşam öykülerini irdelemekle mümkün olmaz. Bu
sanatçıların sosyal konumlarını ele almadan onların sanat etkinliklerim
anlamak ve irdelemek neredeyse imkansızdır. Aşıkları sanatında kültürel
yayılmanın, siyasal etkinliklerin yöresel çeşitliliğin tüm
ayrıntılarını bulabilirsiniz... Yukarıda sıralanan bu özellikleri
bünyesinde barındıran aşıklardan birisi de Nesimi Çimen'dir.
Anadolu'daki Alevi-Bektaşi toplulukların kültür bölgeleri arasında yer
alan ve Tunceli, Malatya, Kahramanmaraş, (Kayseri-Sarız), Adana
illerini kapsayan bir hat üzerinde yaşayan Aleviler, müzikal bakımdan
özgün simalarının yetiştiği bu hat içerinde ve sıraladığımız bu
nitelikleri en yüksek icra düzeyi ile hayata geçiren Nesimi Çimen,
gelenekten aldığı birikimi kişiliği ile kaynaştırmış ve son yıllarda
icracılar arasında da sıklıkla dile getirilen Nesimi Tavrı'nı meydana
getirmiştir.
Nesimi Çimen muhabbete yatkın kişiliği sayesinde çeşitli meslek
gruplarından kişilerle sıcak ilişkiler tesis etmek mahir bir insandır.
Özellikle müzik dünyasının önde gelen isimleri ile kısa zamanda dostluk
kurar. Kurduğu bu dostluklar onun kimi zaman Radyo (TRT) ve piyasa
camiasıyla, kimi zamanda konservatuar camiasıyla ilişkide olmasını
sağlamıştır.
Nesimi Çimen 1960'lı yılların İstanbul'unda aktif siyasetle tanışır.
Bu, onun kişiliğinde bir değişimin ilk habercisi olduğu gibi, sanat
yaşamımn da bundan sonraki dönemde yörüngesi olacaktır. Bu dönemden
itibaren Nesimi mahlasıyla toplumcu ve gerekçi şiirler yazmaya başlar.
0, artık gelenekten aldığı "usta malı" deyişleri sazıyla ve sesiyle
yorumlayan usta bir sanatçı olmanın yanında, toplumsal sorunları
şiirlerinde dile getiren, baskıya ve zulüme başkaldıran "halk ozanı"
kimliğine bürünmüştür.
Ana dili Kürtçe olduğundan kırık bir Türkçesi vardır. Bu, onun Türkçe
söylediği deyişlere ayrı bir lezzet katar; daha da dikkat çekici hale
getirir. Nesimi Çimen, kendi şiirlerini sazı eşliğinde dile getiren ve
asıl olarak şair kimliğini öne çıkarıp sazını sözün yardımcısı olarak
kullanılan klasik aşık tiplemesinden farklı, özel bir yapıya sahiptir.
0, yerel düzeyde de olsa usta bir bağlamacı olarak daha fazla
tanınmıştır. Yukarıda belirttiğimiz hat üzerinde yer alan yörelerde
küçük boy bağlamaya Ruzba, Inzva, Dede Sazı, Balta Saz gibi isimler
verilir. Özel perde bağları olan, tezene kullanmadan sağ elin
parmaklarını teller üzerine vurmak suretiyle çalınan (Şelpa, Pençe) bir
tür cura diyebileceğiniz bir enstrüman Nesimi Çimen'in icrası sayesince
adete şaha kalkmıştır. Nesimi Çimen'in icrası bu yörelerdeki çalım
tekniklerinin bir sentezi gibidir.
O'nu ve O'nun sanatını anlatmak bu denli sınırlı satırlar içinde mümkün
değildir elbette... Son olarak belirtmeden geçemeyeceğim bir husus daha
var ki. bu O'nun sadece usta bir halk ozanı olmasının yanında "dava
adamı" olduğunun göstergesidir sanırım. 1987 veya 1988 yıllarıydı...
Gülhane Parkı'nda yapılan etkinliklerin bir parçası olarak "Aşıklar
Şöleni" düzenlenmişti. Bu etkinliğe Nesimi Çimen de davetliydi. Kuliste
bir süre sohbet ettik. Benim aşıklarla ilgili sorduğum bir soruya şöyle
cevap vermişti: "Aşıklar dava adamı olurlar. Pir Sultan'ın, Kul
Hikmet'in, Hayati'nin yolundan giderler.(...) Pir Sultan'ın yoluna
serimizi bile hiç düşünmeden veririz biz. Bu onurdur bizim için..."
1993 yılında Pir Sultan'ın yolunda "davası uğruna" canım teslim etti
büyük usta... Ruhu şad olsun.
Seda Sayan Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu Muzaffer Buyrukçu (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber 10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda 1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam