Muzaffer Sarısözen
(1899 - 1963)
 1899 yılında Sivas ilinin Cami-i Kebir mahallesinde doğdu. Babası Sarıhatipzadelerden Şeyh Hüseyin Hüsnü Efendi, annesi Zeliha Hanım'dır. Sivaslılar, Sarıhatipzadeleri " Saçlıefendiler " diye bilirler. Ve Sarısözeni de "Saçlıların Muzaffer" diye tanırlardı. Sarısözen ilk müzik şevk ve hevesini ailesinden almıştır.
Beş erkek kardeş içinde Kemal ve Abdulkadir Sarısözen de şairidir. Abdulkadir Sarısözen'e şairliği dışında türküler ve halk çalgılarıyla yakından ilgisi olduğu için " Çalgıcı Vali " denirmiş. Sarısözen ailesinin Sivas'taki evlerinin üst çatı katının camları vitray duvarları kütüphane yapılarak arada gizli bölmeler oluşturulmuştur. Bu gizli bölmelere ud keman bağlama tanbur gibi sazlar konulurmuş. Nakşibendi bir ailenin çocuklarının bu aletleri çalması Sarısözen'in dünyaya geldiği dönemde son derece aykırı bir şey olduğu için böyle bir yola baş vurulmuştur.
Sarısözen 1930 yılının Eylül ayında Milli Eğitim Müdürü olan Ahmet Kutsi Tecer ile anışmıştır. Tecer Sarısözen ile tanıştıktan sonra 1930 da "Halk Şairlerini Koruma Derneği"ni kurar ve Sarısözen genel katip olur. İlk halk şairleri bayramı 1930'da yapılır ve Aşık Veysel bu şekilde ortaya çıkarılır. Bayram sonunda çıkarılan Sivas halk şairleri bayramı adlı bröşürde Sarısözen Sivas halayları başlıklı yazısını yayınlar ve halayların notalarını koyar. Bu büyük bir ihtimalle bizde halaylar hakkında yazılmış ilk notalı makaledir.
17 Ağustos 1937 de Halil Bedii Yönetken, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit
Alnar, Necil Kazım Akses ve teknisyen Arif Etikan'dan oluşan grup
Ankara'dan Sivas'a derleme yapmak amacıyla giderler. Ahmet Kutsi Tecer
Halil Bedii Yönetken'e Sarısözen'i tavsiye ederek gruba katılmasını
söyler. Böylece türkülerin resmi olarak değerlendirilmesi Maarif vekili
Saffer Arıkan ın zamanında başlar. Derleme grubu Almanya'dan getirlen
"Saca" markalı hem elektrik hem de akü ile çalışan alıcı ve verici ses
kaydeden makinelerle çalışır. Konservatuarın folklor arşivindeki 10.000
ezginin derlenmesinde, fişlerin doldurulmasında, onun bitmek tükenmek
bilmeyen sabır ve azmi büyük rol oynamıştır.
1943'te Muzaffer Sarısözen, Halil BediiYönetken ve Rıza Yetişen'den
oluşan grup Tokat, Amasya, Samsun, Ordu, Giresun ve Trobzon'da; 1944'de
Elazığ, Tunceli, Bingöl ve Muş'ta; 1945'te Ankara, Çankırı, Yozgat ve
Kırşehir'de; 1946'da İçel, Antakya ve Antalya'da; 1947'de Çanakkale,
Bursa ve Tekirdağ'da; 1948'de Bolu, Sinop ve Zonguldak'ta; 1949'
Bilecik ve Eskişehir'de; 1950'de Van, Kars, Çorum ve Ağrı'da; 1951'de
İzmit'te; 1952'de İzmir, Siirt, Mardin ve Bitlis'te derleme yapmıştır.
Sarısözen derleme gezilerinde kendi çabası ve emeği ile topladığı
bağlama, cura, ney, çifte kaval, kemençe, kaval, tulum, davul, zurna,
tef, darbuka, gibi bir çok halk sazından kolleksiyon oluşturmuştur.
Ayrıca derleme gezileri sırasında kaynak kişiler ile halk oyunlarını
görüntüleyen fotoğraflardan bir resim albümü yapmıştır. Ne yazık ki;
ölümünden sonra evi olarak gördüğü , çok değer verdiği, özen gösterdiği
arşivi topladığı onbinlerce ezgi ve halk çalgıları kendi haline
terkedilmiştir.
Muzaffer Sarısözen'in halk müziğine verdiği hizmet kadar halk
oyunlarına verdiği hizmet de büyüktür. 1950 yılında İtalya ve
İspanya'daki Avrupa Ulslararası Raks Müsabakalarına, Erzurum bar ekibi
ve davulcu Kara Yılan, zurnacı Mümtaz Ardıç ile katılır. Madrid'te
68.000 kişinin önünde, Biariz ve San Sebastian'da yapılan 5 yarışmada
ekip birinciliği alır.
Vedat Nedim Tör ve Mesut Cemal Bey in daveti ile Yurttan seslerin
başına Muzaffer Sarısözen getirilir. 1946 yılında Yurttan Sesler
korosunu çalıştırmaya başlayarak derlenen türküleri koro üyelerine
öğretir ve yayınlara başlar. Program büyük ilgi görür. 1953 yılında
İzmir'de, 1954 yılında İstanbul radyolarında "yurttan sesler"
topluluklarını kurarak, halk türküleri ve oyunlarının yurt çapında
sevilmesi ve tanıtılmasında büyük rol oynar.
Muzaffer Sarısözen'e kadar radyolarda düzenli ve programlı halk müziği
çalışmaları olmamıştır. Yurttan Sesler topluluğunu kurduktan sonra,
programlarına kaynak kişileri ve bölge sanatçılarını davet ederek radyo
sanatçılarına örnek dersler vermiştir. Muzaffer Sarısözen Yurttan
sesler topluluğunu yetitirirek ilk koral halk müziği icrasını
başlatmıştır; toplu bağlama çalma geleneğinin uygulayıcısı olmuştur;
halk müziğinde koro seslerini numaralayarak otantik karakterin
kaybolmasını önlemştir.
Neriman Altındağ Hanım 1941 yılında Yurttan Sesler Korosuna girer ve
Muzaffer Sarısözenle tanışır. 1951 yılında evlenirler. 1952 yılında ise
oğlu Memil Sarısözen dünyaya gelir. 1962 yılında Sarısözen prostat
rahatsızlığından dolayı devlet Demiryolları Hastanesine yatar. Burada
ameliyat olacağını öğrenince diğer doktorlara tercihen özellikle
kendisinin öğrencisi olan bir operatöre ameliyat olur. Daha sonra
ağabeyi Abdulkadir Sarısözen'in evine çıkar. Tekrar rahatsızlandığında
Ankara Hastenesine kaldırılır ve sağlığına kavuşamayarak 4 Ocak 1963
yılında vefat eder. Asri mezarlıkta büyük bir törenle defnedilir.
Derlediği bazı türküler: Allı durnam, Bülbül havalanmış, Gesi bağları,
Arpa ektim, İzmir'in kavakları, Taşa verdim yanımı........
Kaynak: turkuler.com
Yazıyı alıntıla | Okunma: 1526
|