Anında Ara
Son Yorumlar
Ali Demir
Giresun'da dünyaya gelen Demir, judoya 1967 yılında İstanbul Aske...
>> OKU >>
Yazan: ya fünyada kaç ali demir var

Sibel Can
ben düzceden tuğçe sibel ablayı çok seviyor ve beğeniyorum sibel ...
>> OKU >>
Yazan: tuğçe

Aşık Veysel Şat...
cok guzel, odevim icin cok yardinci oldu :)
>> OKU >>
Yazan: saide

Edvard Grieg (H...
esrleri yokmu
>> OKU >>
Yazan: çağla

Yusuf Baykal Bo...
Diksiyon hocam başarılarını diliyorum Ajansta görüşmek üzere
>> OKU >>
Yazan: Serpil durdu

Ayşe Afet İnan
gferçekten iyiki bu siteye girmişim çünkü ödevime yardımcı oldu
>> OKU >>
Yazan: mine



Münir Nurettin Selçuk

munir_nurettin_selcuk.jpg1901'de İstanbul'un Sarıyer semtinde doğdu. Doğum tarihi için çeşitli kaynaklarda 1899, 1900, 1902 tarihleri de gösterilmiştir. Divanı Hümayun muavini ve Darülfünun ilahiyat Şubesi muallimlerindcn Mehmed Nuri Bey ile Fatma Hanife Hanımın oğludur. On beş yaşında Darü'lFeyzi Musiki Cemiyeti'ne öğrenci olarak girdi; üç yıl sonra da, hanendelerinden biri olduğu bu topluluğun konserlerine çıktı. 1907'de Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi'ni bitirip Kadıköy Sultanî'sine yazıldı. Aynı yıl Darülelhan'a da girdi, Zekaizade Ahmed Efendi'den dört yıl ders aldı. Daha sonra Ali Rıfat Bey'in (Çağatay) başkanlığındaki Şark Musiki Cemiyeti'ne girdi; kurucuları arasında da yer aldığı bu dernekteyken Bestenigar Ziya Bey'dcn birçok fasıl meşk etti.


Genç Münir Nurettin ilk kez Şark Musiki Cemiyeti'nin konserlerinde solist olarak parladı. Askerlik görevi sırasında, 1923'te mülazım (teğmen) rütbesiyle Muzikai Hümayun'a girdi; Cumhuriyet'in ilanından sonra da Riyaseti Cumhur Heyeti'nde üç yıl görev aldıktan sonra ayrıldı. Aynı yıl Sahibinin Sesi plak şirketi adına Paris'e giderek iki yıl ses tekniği dersleri aldı. Dönüşünde, 22 Şubat 1930 gecesi, Beyoğlu'ndaki Fransız Tiyatrosu'nda kemanî Nubar Tekyay, kemençeci Ruşen Kam, tanburî Mesut Cemil ve kanunî Artaki Candan'ın sazları eşliğinde yepyeni bir anlayışla ilk sahne konserini verdi. Bunu öteki konserleri izledi. Mikrofon kullanmadan, ayakta okuyarak verdiği bu konserlerde ortaya koyduğu icra üslubu ve tekniği solo icrada bir dönüm noktası oldu, yeni ufuklar açtı. O zamana kadar bu tür bir okuyuşla modern bir konser salonu düzeni içinde konser veren olmamıştı.

Türk musıkisi daha önce hep küçük mekanlarda, özel musiki meclislerinde oturan hanendelerce icra edilirdi. Münir Nurettin 1920'lerin ilk yıllarından başlayarak uzun yıllar düzenli olarak plak doldurdu. Sahibinin Sesi, Orfeon Record, Polydor, Odeon, Pathe şirketleri için doldurduğu plaklar onun zamanla çok geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmasını sağladı. Selçuk 1953'te İstanbul Belediye Konservatuvarı'na üslup ve teganni öğretmeni olarak atandı. Ertesi yıl konservatuvarın icra heyeti şefliğine getirildi. Bu tarihten 1976'ya kadar, yirmi iki yıl boyunca üç yüz civarında konser yönetti. Çok geniş bir ilgi gören bu konserlerin verildiği yıllar icra heyetinin en parlak dönemidir. Selçuk icra heyeti şefliğine getirildiği yıl, İstanbul radyosunda müşavirlik görevi de üstlendi. Üç yıl süren bu görevi sırasında stajyerlere ders verdi; gerek konservatuvarda, gerekse radyoda hoca olarak pek çok okuyucunun yetişmesinde emeği geçti. Bir eğitmen ve öğretmen olarak da kendisinden sonraki kuşaklar üzerinde derin izler bıraktı, İstanbul Radyosu ve İcra Heyeti için yazdığı notalarla da musiki kütüphanesini zenginleştirdi. Selçuk, Mısır, Irak, Suriye, Macaristan, Avusturya ve İngiltere'de konserler verdi.

Mısır'da bulunduğu sıralarda Ümmü Gülsüm ve Abdülvahap ile dostluklar kurdu, bu çok ünlü sanatçıların takdirlerini kazandı. Münir Nurettin Selçuk 27 Nisan 1981'de öldü; mezarı Bebek'teki Aşiyan Mezarlığı'ndadır. Selçuk yirminci yüzyıl Türk musikisinin en önde gelen birkaç sanatçısından biridir. Türk musikisinin konserler, taş plaklar ve radyo yayınları ile izlenebilen icra tarihi içinde onun kadar etkili olmuş bir başka hanende daha gösterilemez. Öyle ki, bu yüzyılın icra tarzları "Münir Nurettin'den önce" ve "Münir Nurettin'den sonra" ayırımıyla değerlendirilebilir ancak. İcraya en önemli katkısı, daha çok hafızlara özgü olan "gaygaylı" okuyuş tarzını büyük ölçüde temizleyerek yerine daha sade, daha "düz" bir okuyuş getirmesidir. Gerçi gırtlak nağmelerini o da kullanmıştır; ama bunlar eski hanendelerinkine göre çok sade ve düz nağmelerdir. Selçuk eski geleneğe özgü bu gırtlak süslemelerini yeni bir anlayış, zevk ve teknikle, büyük bir ustalık göstererek kullanmıştır. Sözgelimi, sazlara özgü çarpmaları çok güzeldir.Selçuk özellikle Paris'te ses tekniği eğitimi görüp yurda döndükten sonra üslubunu gitgide olgunlaştırıp mükemmelleştirdi. Nefesini, sesinin tiz ve pest bölgelerini çok iyi kullandı; göğüs ve kafa seslerinden birbirine geçişleri ustaca, belli etmeden gerçekleştirdi. Nefes hareketlerini ezgi cümlelerinin gerektirdiği biçimde ayarladı; sesinin rengini, tınısını da icra şekline çok iyi yansıttı. Hiç zorluk çekmeden, birbirinden farklı akortlarla da aynı güzellikte okuyabiliyordu. Gerek Osmanlı Türk musikisinin yapısını, gerekse eski icrayı çok iyi bilen bir sanatçı olarak, getirdiği bütün yenilikleri bu musikinin aslından uzaklaşmadan gerçekleştirdi; eski ile yeniyi kaynaştırdı, böylece yeni bir üslup geliştirdi.

Selçuk inanılmaz derecede geniş bir repertuarı olan bir musiki adamıydı. Sadece doldurduğu plaklara bakmak bile repertuar bilgisi hakkında yeterli bir fikir verir, repertuarındaki eserlerin de en asil şekillerini öğrenmiş, hatta bunlardan bir kısmım notaya almıştı. Yönettiği korolara da, klasik eserlerin en sağlam kaynaklardan öğrendiği şekillerini okuturdu. Onun gibi bir ses üstadının repertuar bilgisini icrasına yansıtması da pek tabiîydi.

Selçuk hemen hemen bütün beste şekillerindeki eserleri okuyabilen bir yorumcuydu. Kar, karçe, murabba beste, nakış, ağır semai, yürük semai, şarkı, türkü, koşma, gazel gibi dindışı; mevlevî ayini, durak, tevşih, ilahi gibi dinî beste şekillerindeki pek çok eseri konserlerinde ve plaklarında okumuştur.

Birbirinden farklı bütün bu musiki şekillerindeki klasik eserleri; o beste şekillerinin gerektirdiği biçimde, son derece sanatkarane bir üslup, tavır ve eda ile yorumlamıştır. Örneğin, kendisinden önceki birçok gazelhan, mevlid gibi gazel okur, dinî musikiye özgü üsluptan pek kurtulamazdı. Selçuk ise, gazel ile mevlidi üslup yönünden ayırt etme kaygısını duymuş, böylece gazeli dindışı bir üsluba kavuşturmuş, bu üslubuyla da çok değerli bir gazelhan olarak kendini kabul ettirmiştir. Selçuk getirdiği bütün bu yeniliklerle musikinin icrasına bir yorum derinliği de getirmiş oluyordu. Onun yorumundan hiç etkilenmemiş solist yok gibidir. Selçuk'un musiki başarılarından söz ederken, onun yetişmesinde payı olan iki değerli musıkişinasın bu başarıdaki payını vurgulamak gerekir. Üstadın hocalarından biri Üsküdarlı Bestenigar Ziya Bey'di. Ziya Bey geleneğin icra üslubunu çok iyi özümlemiş gerçek bir "femi muhsin", yani eski musikinin güzelliklerini bilen ve öğretebilen "ihsan edici, güzel bir ağız"dı.

Nitekim, Selçuk'tan başka pek çok değerli musikişinasın da yetişmesinde büyük emeği geçmiştir onun. İcranın bu yüzyılda büyük bir atılım göstermesini sağlayan, musıki zevki çok gelişmiş bir sanat adamıydı Üsküdarlı Ziya Bey. Selçuk'un öteki hocası olan Zekaizade Ahmet Efendi ise klasik repertuar bilgisi yönünden erişilmesi güç bir musiki adamıydı. Selçuk ondan geçtiği fasıllarla hem repertuarını genişletmiş, hem de eski eserlerin en asil şekillerini öğrenmiştir.

Selçuk sesinin güzelliğini uzun süre muhafaza edebilmiş bir sanatçıdır. Sesinin lezzeti altmışlı yaşlarında iken bile kaybolmamıştı. Yetmiş yaşını geçtikten sonra bile konserler vermiş, plaklar doldurmuştur. Sesine ve sağlığına çok özen göstermesi, ses tekniği bilgisi, sanat heyecanını hiçbir zaman yitirmemesi ve sağlığı elverdiği sürece musıkiden kopmaması onun uzun bir musıki ömrü olmasını sağlamıştır.

Selçuk sesini bir saz gibi kullanabilen eşsiz bir hanendeydi. Yirminci yüzyılda icra açısından büyük bir atılım gösteren Türk musıkisinde bu başarının ilk doruk noktası Tanburî Cemil Bey, ikincisi ise Münir Nurettin Selçuk'tur. Yahya Kemal'in dediği gibi, Tanburî Cemil'in sazla ifade ettiğini Selçuk sözle ifade etmiştir. Kısacası, Cemil Bey'in plakları gibi Münir Bey'in plakları da tekrar tekrar dinlemekle, incelemekle, taşıdığı musıki nitelikleri üzerinde uzun uzadıya durmakla değerlendirilebilecek zenginlikler sunuyor.

Kaynak: Bülent Aksoy


Yazıyı alıntıla | Okunma: 1585

İlk yorumu sen yap

Yorum Ekle
İsim:
Yorum:

Güvenlik Kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Güvenlik kodunu göremiyorsanız sayfayı yenileyiniz.

 
< Önceki   Sonraki >
Haftanın Popülerleri
Son Eklenenler

Alfabetik Sıralama
 A B C D E F G H I J
 K L M N O P Q R S T
 U V W X Y Z
Rastgele




E-posta adresini gir, yeni eklenen hayat hikayeleri posta kutuna gelsin.(E-posta adresinizi girdikten sonra açılan pencereden güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.)
TARİHTE BUGÜN / DOĞANLAR - ÖLENLER .:::BETA :::.
Ocak
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Şubat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29
Mart
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Nisan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Mayıs
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Haziran
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Temmuz
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Ağustos
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Eylül
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Ekim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kasım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Aralık    
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Seda Sayan
Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel
Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu
Muzaffer Buyrukçu  (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber
10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda
1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam
©2006-2008 isimsizsiniz.com