|
Mikael Hoca (1724-1783) Ohannes Düz'ün büyük oğlu, kuyumcu, ressam ve aynı zamanda kimyager idi. Sultan Mahmut muvaffakiyetinden dolayı onu saray kuyumculuğuna tayin etti. Padişahın itimadını kazanmış olduğundan her sırrına vâkıftı.
1754 tarihinde vefat eden Sultan Mahmut'tan sonra III. Osman zamanında gerçi zamanın âdetlerine göre iftira bulutları şöhretini karalamıya yeltendilerse de, mahareti sayesinde tehlike çabuk bertaraf edildi. 1757 de III. Sultan Mustafa padişah olunca Hoca Kikael'in yıldızı daha da parladı. İftiralar eksik olmadı. Bu sefer Balti isminde bir yahudinin hücumlarına mnaruz kaldı. Hoca Mikael saraydan ayrımarak Galata'da bulunan Serpos hanında bir fert olarak sükunet içinde çalışmayı tercih etti. Gel bak ki, Sultan, Mikael'e karşı beslediği itimat ve sanatından memnun olduğu için onun tekrar saraya getirilmesini arzu ediyor, fırsat kolluyordu. Sultan, sarayda bulunan tek başlı altın bir kemerin, iki başların birbirinden farksız olmak şartiyleiki başlı olmasını Yahudiden istedi; Yahudi bu dani emir önünde şaşaladı. Çıkarılan Yako Bonfil yerine 1758 de Mikael hoca geçti. Fakat emir Padişahındı, yerine getirilmeliydi. Günlerce çalışıp çabaladıktan sonra içinden çıkamadığını arzetti. Sultan derhal Mikael'in çağırılmasını emredip aynı isteğini ve iradesini ona bildirdi. Hoca Mikael korkusuz, emri kabul etti ve az zamanda işi bitirerek Padişaha verdi. Padişah iki başlardan hangisinin eski olduğunu farkedemeyince, Mikael ertesi gün vazifesi başına geçti. Bu tarihten sonradır ki esasen Darphanenin idaresi Düzyanların eline geçer. Bu mağlubiyeti hazmedemeyen Yahudiler iftiralarına devam ettiler. Fakat bu sefer de Nakşi Bey isminde münevver bir Müslüman yardımına koştu. Padişahın huzuruna çıkarak meselenin neden ibaret olduğunu tafsildatiyle anlattı. Tam o günlerde saray mallarından olan bir kılıç müzayede ile bakır fiyatına satılmak üzere idi. İsabet olacak, Hoca Mikael bu kılıcı alır, sanatkdâr olduğundan bir bakışta onun esasta altın olduğunu anlayınca, temizler ve ertesi sabahı saraya götürerek hazineye iade eder. Bu hareketiyle az evvel Nakşi Bey'in Padişaha ettiği telkinlerin bir nevi tasdiki demekti. Mikael bu asil hareketinden dolayı tebrik edildi ve yapılan ithamlara kulak asmayıp eski vazifesine devam etmesi için emir verildi. İtirazlara meydan vermemek için Sultan kızkardeşi Esma Sultanı Kuruçeşmeye kadar tepdili kıyafet göndererek hakikatı tetkik ettirdi. Müdafisi ve hdamisi olan Sultan Mustafa ölünce yanına muavin olarak bir Rum ile bir Ermeni verdilerse de ikisini de reddetti. Bu kadar itham ve iftiralara rağmen yine Mikael Hoca insaniyet perverliğini elden çıkarmadı. 1741 senesinde bir sözüyle 53 kişiyi muhakkak bir ölümden, ve 1769 harbinde de yerinde bir tavassutu ile binlerce Rum vatandaşlarını ölümden kurtardı. Kaynak: agos.com.tr Yazıyı alıntıla | Okunma: 797
|