Michelengelo Buonarroti
(1475 - 1564)
 İtalya’nın Floransa kentinde doğdu. O da gençliğinde, diğer birçok usta sanatçı gibi, ünlü bir ressamın yanında çıraklık yaptı. Çıraklık döneminde çizim alanında sağlam bir teknik edinerek mesleğinin tüm inceliklerini öğrendi. Kişiliğindeki kolaydan kaçış, o zamanki teknikleri olduğu gibi almak yerine, onları yorumlayıp yenilik katmak için uğraşmasını sağladı. Böylece ilk olarak insan vücudunun kas ve sinir sistemlerini öğrenmek amacıyla kadavra kesti. Bu incelemesini, insan figürlerinin kendisi için hiçbir gizemli yanı kalmayıncaya kadar devam ettirdi. O dönem birçok küçük işe el attı ve ününün ülke çapında yayılması üzerine Papa tarafından bir kilise işi için görevlendirildi. Ustalık alanı heykeltraşlık olan Michalengelo’ya kilisenin boyama işi verildi. Aşırı duygusal olan Michelangelo, kendisine verilen bu görevden pek memnun olmadı. Fakat ‘görev görevdir’ diyerek kabul etti. Alınganlığı devam ederken, bu iş için kendisine yardımcı aramaya girişti. Fakat birden bire kilisenin içine kapandı ve yanına hiç kimseyi yanaştırmayarak, dört yıl boyunca tek başına bu kilise tavanını resmetti. Çalışması sona erdiğinde, sanat dünyasını şaşkına uğratan bu yapıtı, tek bir bedenin gücüyle tamamlamış olması, bugün bile olağanüstü bir başarı olarak görülmüştür. Bu çalışmanın ardından, çok sevdiği heykeltraşlığa geri döndü ve uzun yaşamı boyunca günümüze kadar uzanan birçok eser verdi. Onun eserlerindeki devinim sıradan bir dinlenme duruşunda bile görülür. Onun da, sanat yapıtlarından elde etmek istediği buydu; soğuk mermerden, sıcak hareketleri, yaşamı, sükûneti vermek. Toplumsal yerinin bilincinde olan Michalengelo kendisini “Heykelci” diye simgeleştirenlere, “Ben Michalengelo Buonarrati’yim. Ve dükkan ressamı ve heykelci. Papalara hizmet ettiysem de, buna zorunlu bırakıldım” diyerek, alçak gönüllülüğünü ve geçmişte yaptığı bazı işlere sitemkâr tavrını ölene kadar sürdürmüştür.
Kaynak: evrensel
Yazıyı alıntıla | Okunma: 1064
|