1953 Siverek doğumlu. 1977 yılından beri İsveç'te yaşıyor. Kürtçe, Türkçe ve İsveççe olarak ürettiği kitapları yirmiye yakın dilde yayınlanmış. 1985 yılından bu yana yazdıklarıyla, modern Kürt romanının kurucusu olan ve bir tarih başlatan Uzun, son yıllarda Türkiye'de de tanınmaya başlandı.
Kayıp Bir Tarih
Kürt dili ve edebiyatının Anadolu'daki tarihine kısaca göz atarsak, Mehmed Uzun'un anlatısından anlaşılacağı gibi; 1923 yılına kadar Kürt dili ve edebiyatının merkezi durumunda olan Osmanlı topraklarının -ve İstanbul'un-, Cumhuriyetin ilanından sonra derin bir sessizliğin içine gömüldüğünü fark ederiz. Kürt isyanları ile birlikte Kürtçe yasaklı bir dil olur ve bu yasaklar 1960 yılına kadar katı bir biçimde sürer. Bu yıllarda Anadolu'dan kaçan Kürtler'in sığındığı Suriye, yeni kültür merkezidir.
Bedirhan kardeşlerin dil çalışmaları Hawar ve Ronahi dergilerine
taşınır. Türkiye'de Kürtçenin yeniden matbu ve yasal olarak gün ışığına
çıkışı ise, 1960'larda Musa Anter'in Kımıl adlı kitabında yer alan bir
kaç halk türküsü dizesiyle olur; Ape Musa tutuklanır. Anter, 1965
yılında Brina Reş adlı bir de oyun kitabı yayınlar. 1970'lerde Mehmed
Emin Bozarslan'ın ölüm temalı öyküleri, İsveç'te yaşayan Mehmut
Bakşi'nin 80 sonrası öykü ve romanları, Türkiye'den Suriye'ye göç eden
yeni kuşak yazarlardan Şahine Sorekli'nin sürgünlüğü ve aydınları
sorguladığı metinleri, yine Türkiye'den İsveç'e göçen ve dünya
klasiklerini Kürtçeleştiren Hesene Mete'nin çalışmaları, Kürt dili ve
edebiyatını konu edinen Nudem dergisini yayımlayan Firate Ceweri'nin
gayretleri, ne yazık ki bir edebiyat kanonu yaratmak için yeterli
olamamıştır.
'Türkiyeli Kürtlere gelince, bunlar da ancak 1980'lerde roman yazmaya
başladılar. Ve yazarların tümü sosyalist hareketlerden, düşüncelerden
yoğun biçimde etkilenmiş durumdadır... Bu yakın tarihsel gelişmeye
bakıldığında sosyalist düşüncelerin bir anlamda Kürt entelektüel
hareketine çok yararı olduğu görülür'diyor Uzun. Ancak, Türk sosyalist
hareketinin edebiyatla ilişkisi de sancılıdır. Nitekim Mehmed Uzun;
'Kürtlerin sanat ve edebiyata ilişkin sürekliliği olan bir gelenekten
yoksun olmalarından dolayı, çoğu zaman sanat ve edebiyat yapıtıyla
diğer alanların yapıtları birbirine karıştırılıyor.. Hem sanatçı ve
yazarlar bunu yapıyor hem de sanatçı ve yazarların kitlesi'diyerek
edebiyat-siyaset ilişkisinin sorunlarının altını çizmektedir. Faik
Bulut da benzer bir tehlikeye işaret eder; kültür ve sanatı 'ilk
kurşun'edebiyatıyla dar bir alana sıkıştırmanın Kürt edebiyatına ve
düşünce tarzına sığlıktan ve kısırlıktan başka bir şey getiremeyeceğini
belirtir. 'Bu yarı üniformalı kültür-sanat, kapsayıcı olamamanın
dışında, başka kusurlarla da malul olacaktır'.
Mehmed Uzun'un Romanları
1985'den bu yana, romanlarını Kürt dilinde yazarak bu dili
hareketlendirme yönünde büyük bir çaba içerisinde olan Mehmed Uzun,
ardı ardına ürettiği romanlarının estetik düzeyiyle de, hem Kürt
romanının hem de Kürt dilinin meşruiyetini kanıtlıyor. Yaşar Kemal'in,
Mehmed Uzun'un 'Siya Evine'(Yitik bir Aşkın Gölgesinde) romanına
yazdığı şiirsel takdim yazısı, usta bir romancının bir başka roman
yazarının hakkını teslim etmesinin güzel bir örneği; 'Mehmed Uzun'un
romanını okuduğumda çok şaşırdım, bir dilin ilk romanı böylesine
ustalıkla, böylesine zengin bir dille, üstelik de gelişmiş bir roman
dili yaratılarak nasıl yazılmış, diye. Mehmed, önce Kürt dilini ve
edebiyatını iyi biliyor, Türk dilini ve edebiyatını da iyi biliyor.
Sonra dünyaya açılıyor, dünya kültürünü ve edebiyatını da özümsüyor.
Mehmed, Kürt dili için bir tarih oluyor böylece'demiş Yaşar Kemal.
Mehmed Uzun, kendisi bir tarih olmasının ötesinde, romanlarında Kürt
halkının/aydınlarının tarihini işlemeye öncelik vererek, bir başka
misyonu da üstleniyor. Bilinçli bir faaliyet içerisinde olan Uzun,
Kürtlerin tarihlerini bilmeleri gerektiğine inanıyor; 'Ters yüz
edilmiş, unutulmuş bir tarih söz konusudur. Tarihini bilmeyen, tarihini
kendisine göre yorumlamayan bir entelektüel hareketin, bir siyasi
hareketin başarı şansı yoktur'. Hikayelerinde tarihi kişiliklere ve bu
kişiliklerin dramatize edilmiş yaşantılarına ağırlık vermesi, tarihsel
fantezilerin tarihin pırıltılı yüzeyine sarılmalarından farklıdır.
Unutulan bir geçmişi ve o geçmiş içerisinde Kürt halkı ve kültürü adına
bütün bir ömürlerini feda etmiş insanları yeniden hatırlatması bir
yana, anlattığı dönemlerdeki duygu ve düşüncelerin, trajedi ve
felaketlerin, çatışma ve çelişkilerin bugünün sorunsalı olmasıyla da,
Mehmet Uzun'un romanları bir edebiyat kanonun öncüleridir. 'Siya
Evine'deki Memduh Selim ya da Bira Quadere'deki Celadet Ali Bedir-han,
biraz da günümüzdeki Kürt aydınları değil mi? Unutmayalım, bu romanları
yaratan bilgi, duygu ve ruh hali günümüzündür. Dünü edebi olarak
yeniden yaratmaya çalışan bilgi ve uğraş, günümüzün ortamında elde
edilmiştir ve yaratılanların tümünde bugünün ruh hali, bazen açık bazen
de sözcük ve tümcelerin ardına gizlenerek, kendini hissettirmektedir'.
Mehmed Uzun'un romanlarında, 80'lerden sonra yükselen Kürt hareketinin
siyasi ve askeri mücadelesinin eksik yanlarına ve Kürt aydınların
tavırlarına dair incelikli bir eleştirinin varlığı da göze çarpar;
geçmişteki hatalar, günümüzde de tekrarlanmaktadır.
Yaşar Kemal'in temennisi ile bitireyim; 'Bu görkemli başlangıçtan
sonra, bu Mezepotamya'nın yaşayan en eski zengin dilinden büyük bir
edebiyat, özellikle büyük romanlar çıkacaktır'....!
Seda Sayan Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu Muzaffer Buyrukçu (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber 10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda 1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam