 5 Mayıs 1818'de, Trier'de doğdu. Komünizmin kuramsal kurucusudur. Birçok politik ve sosyal konuda
fikri olmakla
beraber, en çok Komünist Manifesto'nun (1848) giriş cümlesinde
özetlediği tarih analiziyle tanınır: "Şimdiye kadarki bütün toplumların
tarihi, sınıf savaşımları tarihidir."[1] Marx, bütün eski sosyoekonomik
sistemlerde olduğu gibi kapitalizmin de kendini yok etmeye yol açacak
içsel dinamikler yaratacağına inanırdı. Nasıl ki kapitalizm eskimiş
feodalizmin yerini aldıysa, sınıfsız bir toplum olan komünizm de
"devletin proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey
olmadığı" siyasal geçiş sürecinden sonra onun yerini alacaktır.[2]
Marx, sosyoekonomik değişimlere belirli bir tarihsel zorunluluk
perspektifinden bakardı. Kapitalizm, yapısal durumunun dinamiği ve
çatışması sonucu yerini komünizme kesin olarak bırakacaktır:
"Modern sanayiin gelişmesi, burjuvazinin ayaklarının altından bizzat
ürünleri ona dayanarak ürettiği ve mülk edindiği temeli çeker alır. Şu
halde, burjuvazinin ürettiği, her şeyden önce, kendi mezar
kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı
ölçüde kaçınılmazdır. —Komünist Manifesto [3]"
Öte yandan Marx, bu değişimin organize bir devrimci hareketle
geleceğini söylerdi. Bu değişim, ancak uluslararası işçi sınıfının
birleşik hareketiyle meydana gelir: "Bize göre komünizm, ne yaratılması
gereken bir durum, ne de gerçeğin ona uydurulmak zorunda olacağı bir
ülküdür. Biz, bugünkü duruma son verecek gerçek harekete komünizm
diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden doğarlar."
(- Alman İdeolojisi)
Marx yaşadığı dönemde dünya çapında ünlü bir isim sayılmasa da,
ölümünden kısa bir süre sonra düşünceleri dünya işçi hareketine yön
vermiştir. Marksist Bolşeviklerin Rusya'da Ekim Devrimi'ni
gerçekleştirmesi bunun en büyük örneğidir. 20.yy'da dünyada Marksist
düşüncenin uğramadığı ülke sayısı oldukça azdır. Marksizm, akademik ve
politik çevrelerde en çok tartışılmış konudur.
Yaşamı
Prusya Krallığı'na bağlı Trier kentinde yedi çocuklu Yahudi bir ailenin
üçüncü çocuğu olarak Karl Heinrich Marx adıyla dünyaya geldi. Babası
Heinrich (1777–1838) Aydınlanma düşünürleri Voltaire ve Rousseau'ya
hayrandı. Prusya makamları, bir yahudiye hukuk diploması vermeyeceği
için Prusya resmi mezhebi Lutherciliği seçti, Hıristiyan oldu. Annesi
Henrietta (1788–1863), kardeşleri Sophie, Hermann, Henriette, Louise,
Emilie ve Caroline ismindeydi.
Eğitimi
Marx, on üç yaşına kadar evde eğitildi. Trier gymnasium'dan mezun
olduktan sonra, 17 yaşında hukuk okumak için Bonn Üniversitesi'ne kayıt
yaptırdı. Marx'ın edebiyat ve felsefe okuma isteği babasının gelecekte
kendisine ekonomik anlamda bakamayacağı gerekçesiyle reddedildi.
Sonraki sene babası tarafından daha saygın bir üniversite olan
Berlin'deki Friedrich-Wilhelms Üniversitesi'ne yollandı. Bu dönemde
Marx birçok şiir ve hayat hakkında deneme yazmıştır, bu yazılarda
üniversitedeki Genç Hegelciler'in ateist düşüncesinin de etkisi
görülür. 1841'de "Demokritoscu ve Epikürcü Doğa Felsefesi Arasındaki
Farklar" isimli teziyle doktorasını verdi.
Marx ve Genç Hegelciler
Genç Hegelciler, Ludwig Feuerbach ve Bruno Bauer etrafında toplanmış
hocaları Hegel'i eleştiren bir grup felsefeci ve gazeteciden
oluşuyordu. Hegel'in metafizik çıkarımlarını eleştirmelerine karşın,
teolojik boyutundan koparttıkları diyalektik metodu dini ve politikayı
analiz etmekte kullanıyorlardu. Bu grubun bazı üyeleri post-Aristo
felsefesi ve post-hegelci felsefe arasında bir analoji çizer. Bunlardan
biri Max Stirner, Feuerbach ve Bauer'i Biricik ve Mülkiyeti (1845, "Der
Einzige und sein Eigenthum") isimli kitabıyla eleştirir, bu ateistlerin
soyut kavramları şeyleştirerek dindar bir görünüm kazandığını söyler.
Bir Feuerbach takipçisi olan Marx, bu kitaptan etkilenerek Feuerbach
materyalizmini terk edip, daha sonra epistemolojik kopuş denilecek
kırılmaya yaklaştı. Bundan sonra Stirner ve Feuerbach'ı eleştirdiği ve
tarihsel materyalizm kavramının temellerini attığı Alman İdeolojisini
(1846 Die Deutsche Ideologie) yazar, ancak bu kitabı yayımlayamaz.[4]
1843 Ekim ayının son günlerinde Marx Paris, Fransa'ya gitti. 28 Ağustos
1844 tarihinde Fransanın ünlü bir kafesinde (Café de la Régence)
hayatının ve tarihin en önemli dostluklarından biri kurulur, Marx
Friedrich Engels ile tanışır. Engels'in Paris'e gelmesinin en önemli
sebebi Marx'la tanışmaktır, daha önce bir sefer 1842 yılında Marx'ın
çıkardığı Rheinische Zeitung gazetesinin ofisinde karşılamışlardır. [5]
Engels Marx'a en önemli eserlerinden birini gösterir "1844 Yılında
İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları.[6]" Paris o dönemde İngiliz,
Alman ve İtalyan devrimcilere ev sahipliği yapıyordu, aynı şekilde Marx
da Arnold Ruge ile çalışmak için Paris'e gelmiştir, ikili
Deutsch–Französische Jahrbücher gazetesini Şubat 1844'te bir defa
çıkarabilir.[7]
Bu gazetenin başarısızlığından sonra Marx, Paris'teki en radikal Alman
gazetesine yazar, Vorwärts, hatta bu gazete Avrupa'daki en önemli
radikal gazete sayılabilir. Marx genellikle Hegel üzerine yazar, Yahudi
Sorunu Üzerine isimli makalesi için çalışır. Fransız Devrimi ve
Proudhon'u inceler[8], proleterya üstüne düşünmeye başlar.
Bauer'e bir cevap niteliği taşıyan ve Genç Hegelciler'e olan mesafesini
belirlediği Yahudi Sorunu Üzerine yayımlanır. Bu makale sivil haklar ve
insan hakları ve politik özgürleşme kavramlarının eleştirisini
içermekle birlikte, Yahudilik ve Hıristiyanlığa da sosyal özgürleşme
noktasından önemli eleştiriler getirir. Engels, Marx'ın çalışma
alanlarını işçi sınıfı nın durumu ve iktisat konularına
yoğunlaştırmasında yardımcı olur. 1844 Elyazmaları'nda bunun ilk
örnekleri yer alır, ancak bu yazılar 1930'lara kadar yayımlanmadan
kalır. Bu elyazmaları temel olarak kapitalizmde insan emeğinin
yabancılaşmasının olgusal analizini içerir.
Ocak 1845'te Vorwärts, Prusya Kralı Frederick William IV'e
gerçekleştirilen suikast girişimine olan desteğini açıkça belirtince
Marx ve arkadaşlarına Paris'i terk etmeleri emredilir. Engels'le
birlikte Brüksel,Belçika'ya geçerler.
Marx bundan sonra kendini Alman İdeolojisi'nde temellerini attığı tarih
çalışmasına ve tarihsel materyalizm görüşüne adar. Bu görüşün temel
savı "İnsanların varlığını belirleyen onların bilinci değil, tersine
onların bilincini belirleyen onların toplumsal varlığıdır." olarak
özetlenebilir. Marx artık tarihi "üretim ilişkilerine bağlı olarak" ele
almaya başlar ve mevcut endüstriyel kapitalizmin kaçınılmaz çöküşü
üstünde çalışır. Bu dönem, daha sonra akademisyenlerin ayırdığı,
Feuerbach etkisi görülen Genç Marx'tan kopuş dönemidir.
1847 yılında yazdığı Felsefenin Sefaleti, Pierre-Joseph Proudhon ve
Fransız sosyalist düşüncesine bir eleştiri ve cevap niteliği taşır. 21
Şubat 1848 tarihinde, Komünist Birlik ve Avrupa'daki bazı komünist
grupların manifestosu olarak Marx ve Engels'in en ünlü çalışması
Komünist Manifesto yayımlanır.
1848 yılı Avrupa'da köklü devrimlerin başgösterdiği bir yıldır. Marx
yakalanır ve Belçika'dan sınır dışı edilir. Radikal hareketlerin
Fransa'da güçlenmesiyle Marx tekrar Paris'e davet edilir, geri dönerek
devrimci hareketlere tanıklık eder.
1849 yılında tekrar Almanya'ya (Cologne geri döner ve Neue Rheinische
Zeitung gazetesini çıkarmaya başlar. Bulunduğu sürede iki defa
mahkemeye verilir, ikisinden de beraat eder. Gazeteye baskının artması
sonucu Paris'e döner, buradan da yollanır ve en sonunda Londra'ya
iltica eder.
Mayıs 1849'da ömrünün sonuna kadar kalacağı Londra'ya yerleşir. 1851'de
New York Herald Tribune gazetesinde muhabir olarak çalışır. 1855'te
oğlu Edgar'ı tüberkülozdan kaybeder.[9] Parasızlıktan ve kötü yaşam
koşullarından dolayı politik ekonomi üstündeki çalışması çok ağır
ilerlemesine rağmen 1857'de sermaye, özel mülkiyet, ücretli emek ve
devlet üstünde yazdığı 800 sayfalık çalışma vardır. 1858'de
çalışmalarını topladığı Grundrisse ancak 1939 yılında yayımlanacaktır.
Yayımlanan ilk ciddi iktisadı çalışması Ekonomi Politiğin Eleştirisine
Katkı adı altında 1859 yılında olur. Adam Smith ve David Ricardo'nun
teorilerini tartıştığı Artı-Değer Teorileri 1862-63 arası el
yazmalarından oluşur. Bu çalışma da ancak ölümünden sonra yayımlanır.
Bu iki çalışma da Kapital'in ön çalışmalarını ve çeşitli bölümlerini
içerir. 1867'de dev çalışması, kapitalist üretim sürecini analiz ettiği
Kapital'in ilk cildi yayımlanır. İkinci ve üçüncü cildi üstünde
çalışmalarını sürdürür ancak bu ciltler ölümünden sonra Engels
tarafından yayımlanabilir.
Kapital'in dev bir araştırma ve analiz olması, Marx'ın sürdüğü sefalet
bu eserin tamamının yayımlanmasını geciktirmiştir. Bunların dışında
zamanının ve enerjisinin önemli bir kısmını Birinci Enternasyonal'e
ayırması da yazma sürecinin ağır işlemesine sebep olmuştur. Kongrenin
düzenlenmesinde aktif olarak görev alan Marx, kongrede de Mikhail
Bakunin önderliğindeki anarşist sol akım ile ciddi fikir ayrılıkları ve
çatışmalar yaşamıştır. 1872'de gerçekleşen Lahey Kongresi'nde
Bakunin'in Marx'ın fikirlerini otoriter olarak değerlendirmesiyle iki
grup arasında büyük çekişmeler yaşanmış, sonunda Bakunin ve
anti-otoriter çevreler kongreden ihraç edilmiştir. Paris Komünü
sırasında yaşananlar, bu kongredeki fikir ayrılıklarının da önemli bir
bölümü buradan kaynaklanır, Marx'ı da derinden etkilemiş ve Fransa'da
İç Savaş makalesiyle Paris Komünü'nü savunmuştur.
Marx'ın sağlığı son on yılda gittikçe bozulmaya başlamıştır, bu yüzden
önceki yıllarında gösterdiği üretkenliği sağlayamamıştır. 1875'te
yayımlanan Gotha Programı'nın Eleştirisi devrim stratejisi, proleterya
diktatörlüğü, kapitalizmden komünizme geçiş ve işçi sınıfı partisi
konularını ele alır. "Herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinmesine
göre" prensibinin komünist toplumunun sloganı olması gerektiği bu
kitapta yer alır.
Aile Hayatı
Karl Marx, bir Prusya baronunun eğitimli kızı Jenny von Westphalen ile
evliydi. Marx ve Westphalen ailelerinin istememesi yüzünden bu
beraberlik önceleri saklı kalmıştır, ama daha sonra çift 19 Haziran
1843 tarihinde evlenmiştir.
Aile, 1850'li yıllarını yokluk içerisinde Londra'nın Soho semtinde
bulunan üç odalı bir evde geçirmiştir. Marx ve Jenny'nin bu yıllarda
dört tane çocuğu vardı, daha sonra Jenny üç çocuk daha doğurmuştur,
fakat yedi çocuktan sadece üç tanesi hayatta kalarak ergenliğe
erişebilmiştir. Manchester'da aile işini yürütmekte olan Engels, bu
yıllarda Marx'ın en büyük maddi destekçisidir. New York Daily
Tribune'de muhabir olarak çalışan Marx, buradan da bir miktar para
almıştır. Aile, Jenny'e 1856 yılında kalan miras sayesinde gene Londra
civarında görece sağlıklı bir yere taşınmıştır. Marx hemen hemen bütün
hayatını kıt kanaat geçirmiştir, yokluk peşini hiçbir zaman tam olarak
bırakmamıştır.
Marx'ın çocuklarının isimleri şunlardır: Jenny Caroline (Longuet;
1844–1883); Jenny Laura (Lafargue; 1846–1911); Edgar (1847–1855); Henry
Edward Guy ("Guido"; 1849–1850); Jenny Eveline Frances ("Franziska";
1851–1852); Jenny Julia Eleanor (1855–1898) ve Temmuz 1857'de henüz
ismi konulmadan hayatını kaybeden bir bebek.
Ölümü
Aralık 1881 de karısı Jenny'nin ölümünden hemen sonra Marx'ın da
sağlığı bozulmuş, son on beş ayını katar hastalığıyla geçirmiştir. Bu
hastalık bronşit ve plöreziye yol açmış, Karl Marx 14 Mart 1883
tarihinde hayatını kaybetmiştir. Öldüğünde uyruksuzdur[10]. Londra'daki
mezartaşının üst bölümünde Komünist Manifesto'nun son cümlesi büyük
harflerle yazar[11]:
“Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!”
Alt bölümünde ise Feuerbach Üzerine Tezler'in 11. bölümünün sonu yer alır:
“Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir.”
Mezartaşı Büyük Britanya Komünist Partisi tarafından, özgün haline de
saygı gösterilerek alçak gönüllü bir mimariyle, 1954 yılında bir anıt
haline getirilmiştir[12]. 1970'de el yapımı bir bombayla bu anıtı yok
etmek amacıyla başarısız bir girişim olmuştur.[13]
Cenazesinde Wilhelm Liebknecht ve Friedrich Engels gibi Marx'ın yakın
arkadaşları konuşma yapmıştır. Engels'in konuşması şu cümleleri
içerir[14]:
“14 Mart günü, öğleden sonra üçe çeyrek kala, yaşayan düşünürlerin en
büyüğü artık düşünmez oldu. Ancak iki dakika yalnız bıraktıktan sonra,
odaya girince, onu koltuğunda rahat rahat, ama sonsuzluğa dek, uyumuş
bulduk.”
Engels ve Liebknecht dışında Charles Longuet ve Paul Lafargue de
cenazeye katılmıştı. Liebknecht Almanca, Longuet Fransızca birer
konuşma yapmış, Fransa ve İspanya'daki işçi partilerinden gelen iki
telgraf okunmuştur. Engel'in konuşmasıyla da toplam 11 kişi bulunan
cenaze töreni tamamlanmıştır.
Marx'ın kızı Eleanor da babası gibi komünist oldu ve onun çalışmalarının düzenlemesini yaptı.
Marx'ın Görüşleri
Marksizm aynı zamanda bir praksis felsefedir. Ölümünden sonra Lenin,
Mao, Stalin ve Troçki gibi liderler Marksizmi çeşitli şekilde
yorumlamışlar ve bu yorumların sonucu ortaya koydukları hareketler
Leninizm, Maoizm gibi isimlerle adlandırılmıştır.
Felsefesi
Marx'ın felsefesinin dayanak noktası insanın doğası ve toplum içindeki
yeridir. Hegelci diyalektiğin yardımıyla insan doğasının değişmezliği
kavramını reddeder. Burada kastedilen insan doğası, fizyolojik
ihtiyaçlar değil insanın toplum içinde yarattığı hareket ve davranış
biçimidir. Bunu da "tarihsel süreç" ve "doğa" kavramlarını bir arada
ele alarak yapar. Sosyal koşulların davranışı belirlemesi, doğanın
insanın davranışını belirlemesinden önce gelir. Ama bu insan doğasının
varlığını reddetmez, yabancılaşma teorisi bunun üstüne kurulur. İnsan
emeği kaçınılmaz olarak doğal bir kapasite kapasite gerektirir ama bu
da insan bilincinin aktif rolüne sıkıca bağlıdır:
“Örümcek, işini dokumacıya benzer şekilde gördüğü gibi, arı da peteğini
yapmada pekçok mimarı utandırır. Ne var ki, en kötü mimarı en iyi
arıdan ayıran şey, mimarın, yapısını gerçekte kurmadan önce, onu
imgesinde kurabilmesidir.„ Kapital, 1. Cilt, Üçüncü kısım, 7. bölüm, 1.
Kesim [15]
Marx'ın tarih analizi, tarım toplumlarında toprak ve kürek, sanayii
toplumunda madenler ve fabrikalar olarak sayılabilen yani bir malın
üretimi için doğrudan gerekli üretici güçler ve bu üretim araçlarını
kullanan insanların kurduğu sosyal ve teknolojik ilişkileri tanımlayan
üretim ilişkileri arasındaki ayrıma dayanır. Bu ayrım ve bağ üretim
biçimini oluşturur. Marx, Avrupa'da üretim biçiminin değişmesiyle
birlikte feodalizmden kapitalist üretim biçimine geçildiğini söyler.
Marx üretici güçlerin, üretim ilişkileriden daha önce geldiğini ve daha
hızlı değiştiğini söyler. Felsefenin Sefaleti çalışmasında bu durum
şöyle yer alır:[16]
“Toplumsal ilişkiler, üretici güçlere sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yeni
üretici güçler sağlamak için, insanlar, kendi üretim biçimlerini
değiştirirler; kendi üretim biçimlerini değiştirmek, yaşamlarını
kazanma yollarını değiştirmek için de, bütün toplumsal ilişkilerini
değiştirirler. Yeldeğirmeni size feodal beyli toplumu verir; buharlı
değirmen ise, sınai kapitalistli toplumu.”
Marx toplumdaki sınıfların bu üretim biçimlerine bağlı olarak
oluştuğunu söyler. Bir sınıfı oluşturan insanlar kendi istekleri yahut
bilinçleriyle bir araya gelmiş değildir. Her sınıfın da kendi çıkarına
farklı bir isteği vardır, bu da toplumda çatışmaya yol açar. İnsanlık
tarihinin en kalıtımsal özelliği sosyal sınıfların çatışmasıdır:
“Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.”
Marx insanların kendi emek gücü ve bunla olan ilişkisiyse de ilgilendi.
Yabancılaşma sorunu özellikle Genç Marx'ın ilgilendiği bir alandır.
Kapitalist sistemde insanın kendi doğasına yabancılaşmasıyla, hem kendi
emeğine hem üretim sürecine hem de sosyal ilişkilerine karşı
yabancılaşır. Kapital'de yerini daha ayrıntılı biçimde tanımladığı meta
fetişizmine bırakır.
Yanlış bilinç de Marksist terminoloji içinde önemli bir yere sahiptir.
İdeoloji kavramıyla oldukça yakından bağlantılıdır ve onu olumsuzlar.
Üretim araçlarına sahip sınıf, aynı zamanda kendi dünya görüşünü de alt
sınıflara pompalar. Böylece proleterya kendi çıkarının nerede olduğunu
göremez, düzeni değiştirme şansının olmadığını düşünür. Olayları
devrimci bir düşünceden uzak olan din veya insan çerçevesinden görür.
Marx, Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı'da şöyle der[17].
“Dinsel üzüntü, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka
ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Din ezilen insanın
içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, tinin dıştalandığı
toplumsal koşulların tinini oluşturuyor. Din, halkın afyonunu
oluşturuyor.”
Tarih Anlayışı
Marx'ın tarihsel materyalizm kuramı toplumun her zaman ana olarak maddi
koşullara göre, burada üretim ilişkileri ve buna bağlı olarak ekonomi
sistemin dinamiğidir, belirlendiğini iddia eder. İnsanlar ilk olarak
birbirleriyle "yaşamak için her şeyden önce içmek, yemek, barınmak ve
giyinmek" gibi gereksinmeleri karşılamak için ilişkiye girer.[18] Marx
ve Engels, Batı toplumlarının gelişmesini ve geleceğini şu beş
zincirleme aşamada tanımlar:
- İlkel komünizm: Avcı ve toplayıcı dönemde, paylaşılan mülkiyete ve ilkel demokrasiye dayanan kooperatif aşiretler, kabileler.
- Kölelik: Toplumun kabileden şehir devlete geçtiği, köleliğin, özel
mülkiyetin ve aristokrasinin doğduğu, tarımın yaygın olduğu dönem.
- Feodalizm: Kralın da dahil olduğu aristokrasinin yönetici sınıf haline geldiği, dinin önemli bir yer tuttuğu üçüncü dönem.
- Kapitalizm: Burjuva sınıfının yönetici, proletaryanın da ezilen sınıf
olduğu, parlamenter demokrasinin yaygın politik sistem, piyasa
ekonomisinin işlediği ve üretim araçlarına ağırlıkla özel mülkiyetin
sahip olduğu dönem.
- Komünizm: İşçilerin devrim yaparak kapitalistleri kovduğu ve
devletsiz, sınıfsız, mülkiyetsiz bir toplumun yarattıkları beşinci
dönem.
Politik Ekonomi
Marx'a göre, insanın kendi emeğine yabancılaşması (meta fetişizmine
dönüşen sürec), kapitalizmin en belirgin niteliğinden biridir.
Kapitalizmden önce, Avrupa'da var olan piyasalarda üreticiler ve
tüccarlar mal alıp satardı. Kapitalist üretim tarzının gelişmesiyle
birlikte emeğin kendisi bir mal (meta) halini almıştır. İnsan artık
yaptığı ürünü değil, kendi emek gücünü belirli bir ücret karşılığında
anlaşarak satmaktadır. Emek gücü, insan yaratımı özelliğinden
bağımsızlaşarak, tamamiyle alınıp satılabilen sistemin devamlılığını
sağlayan bir araç haline gelmiştir. Emek gücünü satmak zorunda olanlara
proletarya, bu emek gücünü satın alan, genellikle mülk ve üretim
teknolojisine sahip kişilere de burjuva denir. Proleterler,
kapitalistlerden sayıca ve kaçınılmaz olarak fazladır.
Marx, endüstriyel kapitalistlerin tüccar kapitalistlerden ayrıldığını
söyler. Tüccar bir piyasadan bir malı alır ve diğer bir piyasada,
piyasadaki arz ve talep kanunlarına bağlı olarak, daha yüksek bir
fiyattan satar. Böylece bir arbitraj oluşturur. Öte yandan
kapitalistler, üretilen maldan bağımsız olarak emek piyasası ile piyasa
arasındaki farklılıktan yararlanır. Marx, her başarılı endüstrinin
birim maliyeti girdisi ile birim fiyatı çıkışı arasında fark
bulunduğunu söyler. Bu farklılık artı değer olarak adlandırılır ve bu
artı değer kaynağını işçinin ürettiği artı emekten alır, bu el konulan
artı değer kapitalist karın esas bölümünü oluşturur.
Marx ve Engels, Komünist Manifesto'da burjuvanin tarihte daha önceden
görülmemiş devrimci bir rol oynadığını söyler, ama bu kapitalist üretim
sürecinin yaşayacağı krizleri bütünüyle engelleyebilecek güçte
olduklarını göstermez. Teknolojinin sürekli gelişmesi, ekonominin
büyümeye endeksli olması ve karın arttırılması gereği kapitalizmi
periyodik krizlere mahkum eder. Bu büyüme, kriz ve tekrar büyüme süreci
sonunda ciddi bir krizle karşı karşıya kalacaktır, aynı zamanda bu
süreçte kapitalist sürekli zenginleşmeye çalışacak, işçi de gittikçe
güçsüzleşecektir (çünkü artı değeri oluşturan artı emektir). Sonunda
proletarya üretim araçlarına el koyacak ve herkese eşit biçimde
dağıtacaktır. Uzlaşmak ihtimali mümkün değildir, çünkü kapitalist
sistemde bu uzlaşmanın sınıf farklılığını ortadan kaldırma şansı
yoktur. Aksine kapitalistler önceki avantajlı durumunu devam ettirmek
için şiddete başvuracaktır. Bu geçiş sürecinde iyi organize olmuş
devrimci bir gücün ortaya çıkıp idareyi ele alması gerekir. Marx Gotha
Programı'nın Eleştirisi'nde şöyle yazar [19]
“Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinden ötekine
devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna da bir siyasal geçiş dönemi
tekabül eder ki, burada, devlet proletaryanın devrimci diktatörlüğünden
başka bir şey olamaz.”
Marx'ın Etkilendikleri
Karl Marx üzerinde etkili olanlar kısaca şöyle sıralanabilir:
- Georg Wilhelm Friedrich Hegel diyalektik metodu ve tarih anlayışı, (Alman felsefesi)
- Adam Smith ve David Ricardo politik ekonomisi, (İngiliz iktisadı)
- Jean-Jacques Rousseau başta olmak üzere Fransız eşitlikçi ve sosyalist düşünce, (Fransız politikası)
Marx tarih ve toplumun bilimsel bir metodla birlikte ele alınması
gerektigine inanırdı. Marx'ın tarih anlayışı, tarihsel materyalizm
olarak tanımlanır Engels ve Lenin de bunu diyalektik materyalizm olarak
ele alır, Hegel'in gerçeklik ve tarihin diyalektik biçimde ele alınması
gerektiği düşüncesinden oldukça etkilenmiştir. Fakat Hegel'in düşüncesi
bu diyalektigin temeline idealizmi oturttuğundan dolayı, Marx
tarafından eleştirilmiştir, Engels Ekonomi Politiğin Eleştirisine
Katkı'da Marx'a atıfla şöyle yazar:[20] "Tarihte bir iç gelişme,
zincirleme bir iç bağlantı olduğunu tanıtlamayı deneyen ilk adam
Hegel'dir, ve onun tarih felsefesindeki birçok şey, bugün bize ne kadar
tuhaf gelirse gelsin, onu izleyenleri, hatta ondan sonra tarih üzerinde
genel muhakemeler yürütmeye kalkışanları kendisiyle kıyasladığımızda,
temel anlayışının yüce niteliği bugün de hayranlığa layıktır.
Phénoménologie'sinde, Estetik'inde, Felsefe Tarihi'nde, her yere
tarihin bu yüce anlayışı girer, ve her yerde konu, tarihsel tarzda,
soyut olarak baş aşağı edilmiş olsa da, tarih ile belirli ilişkisi
içinde incelenir." Popüler ifadeyle Marx, baş aşağı duran Hegel'i
ayakları üstüne koyar.
Marx'ın Hegel'in idealizmini reddetmesinde ve materyalist diyalektiği
benimsemesinde Ludwig Feuerbach da etkili olmuştur. Feuerbach ve
arkadaşları, Tanrı'nın insan yaratımı olduğunu söyler ve diyalektik
metodu teolojik boyutundan kopararak dini ve politikayı analiz etmekte
kullanır. Marx da bu dünyanın insanlardan herhangi bir "gerçek" şeyi
sakladığına katılmaz, aksine din ve idealizm tarihsel ve sosyal olarak
insanların kendi gerçek konumlarını açıkça görmesini engeller. Genç
Hegelciler'den koptuktan sonra Feuerbach'ı eleştirir fakat bu etkilenme
boyutunun olmadığı anlamına gelmez.
Marx, her ne kadar Jean Jacques Rousseau'ya nadir göndermeler de
bulunsa da, Rousseau özel mülkiyete ciddi biçimde ilk saldırıyı yapan
ve eşitlikçi düşünceye katkıda bulunan önemli bir filozoftur ve bu
konularda Marx'ın düşüncesini oluşturmasında etkili olmadığını söylemek
oldukça zordur. Marx ütopik olarak nitelendirmesine rağmen Charles
Fourier ve Saint-Simon gibi sosyalist düşünürlerin görüşlerinin önemini
de reddetmez: "Ama bu sosyalist ve komünist yayınlar, eleştirel bir öğe
de içerirler. Bunlar mevcut toplumun bütün ilkelerine saldırırlar. Bu
yüzden işçi sınıfını aydınlatacak en değerli malzemelerle doludurlar."
(Komünist Manifesto)
Marx'ın Etkisi
Marx ve Engels'in çalışmaları, toplum ve tarihin kompleks analizini
sunan birçok başlıktan oluşur. Karl Marx'ın görüşleri, özellikle
ölümünden sonra, Marksizm genel başlığı altında incelenir ve
tartışılır. Ama Marksistler arasında Marx'ın yazılarının nasıl
yorumlanması ve varolan olaylara ve durumlara nasıl uyarlanması
gerektiği konusunda çeşitli ciddi tartışmalar vardır. Hatta bu
tartışmalar henüz Marx hayattayken ortaya çıkmıştır, Marx 1883
yılındaki ölümünden önce hem Paul Lafargue hem de Fransız işçi lideri
Jules Guesde'yi "devrimci deyim tüccarı" olmakla suçlamıştır. Fransa
partisi reformist ve devrimci olarak ikiye bölündükten sonra,
devrimcinin lideri Jules Guesde Marx'tan emir almakla suçlanmış, Marx
da Lafargue'ye "Eğer Marksizm buysa, ben Marksist değilim" demiştir.
("Ce qu'il y a de certain c'est que moi, je ne suis pas Marxiste", bu
söz Engels'in Eduard Bernstein'e yolladığı 2-3 Kasım 1882 tarihli
mektubunda geçer.)[21]
Genel olarak, Marksist sözü Marx'ın kavramsal dilini ("üretim biçimi",
"sınıf savaşı", "meta fetişizmi" gibi) kapitalist ve diğer toplumları
anlamak için kullanan ya da işçi devriminin komünist topluma geçişi
sağlayan tek araç olduğuna inanan kişiler için sarfedilir. Marx'ın
kuramının genelini ya da bir kısmını kabul edip bütün akıl
yürütmelerini kabul etmeyen kişilerin nasıl adlandırılacağı da tartışma
konusudur.
Marx'ın ölümünden 6 yıl sonra ilk kongresi yapılan İkinci
Enternasyonal, politik hareket için önemli bir merkez oluşturdu. Büyük
işçi partilerinin, özellikle Marksist Almanya Sosyal Demokrat Partisi,
katılımıyla Birinci Enternasyonal'den daha başarılı oldu. Bazı üyelerin
Eduard Bernstein'in ortaya attığı evrimsel sosyalizm teorisine ilgi
duymaya başlaması ve patlak veren 1. Dünya Savaşı 1914'te bu
Enternasyonalin sona ermesine yol açtı.
Vladimir Lenin önderliğinde Marksist Bolşevikler'in Ekim Devrimi ile
Rusya'da iktidarı ele alması dünya çapında büyük bir yankı yarattı.
Moskova'da Mart 1919'da kurulan "Üçüncü Enternasyonalin amacı tüm
dünyada Komünist partilerin kurularak uluslararası proleter devrimine
yahut dünya devrimine yardım etmeleriydi.
Marx, komünist devrimin Fransa, Almanya ve İngiltere gibi ileri
derecede sanayileşmiş ülkelerden başlayacağını düşünüyordu. Lenin ise
emperyalizm çağında "eşitsiz ekonomik ve siyasal gelişme yasasına"
bağlı olarak, Rusya'nın eski bir tarım ülkesi olmasına rağmen aynı
zamanda emperyalizmle ilişkili olarak endüstriyel sıkıntıları yaşayan
bir ülkede zincirin en zayıf halkasından kopacağını, böylece "geri
kalmış" diye tabir edilen bir ülkede devrimin gerçekleşmesinin olanaklı
olduğunu, bu toplumun yaktığı devrim ateşinin Avrupa'nın endüstriyel
toplumlarına da sıçrayacağını söyledi[22]
Marx ve Engels, Komünist Manifesto'nun 1882 tarihli Rusça baskısına yazdıkları önsöz bu konuda ışık tutucudur:
“Şimdi sorun şudur: Büyük çapta zayıflamış olsa bile, gene de, ilkel
bir ortak toprak sahipliği biçimi olan Rus obşina'sı, doğrudan doğruya
komünist ortak mülkiyetin üst biçimine geçebilir mi? Ya da tersine,
ilkönce Batının tarihsel evrimini oluşturan aynı çözülme sürecinden mi
geçmelidir?
Buna bugün verilebilecek tek yanıt şudur: Eğer Rus Devrimi, Batıdaki
bir proleter devriminin habercisi olur, ve bunlar, böylelikle,
birbirlerini tamamlarlarsa, Rusya'daki mevcut ortak toprak sahipliği,
komünist bir gelişmenin başlangıç noktası olabilir.”
Marx'ın sözleri Lenin için bir başlama noktasını oluşturdu, Troçki ve
Eski Bolşevikler ile birlikte yürüttüğü Rus devriminin "Batıdaki bir
proleter devriminin habercisi" olması gerektiği düşüncesi Komintern'in
de amacıydı (dünya devrimi). Bu bağlamda Komintern'in ilk kongredeki
resmi dilinin Almanca olması ve Lenin'in devrim sırasında yoğun olarak
Alman ajanlığıyla suçlanması tesadüf değildir.[23] Daha sonra Batı'da
devrim hareketlerinin başarısızlığa uğraması ve diğer devletlerin
Sovyetler'e cephe almasından sonra Stalin'in öne sürdüğü "tek ülkede
sosyalizm" Sovyetler Birliği'nde hakim görüş haline geldi. Stalin
yönetimine muhalefetini sürdüren Leon Troçki ve yandaşları Dördüncü
Enternasyonal'i 1938 yılında örgütledi.
Çin'de Mao Zedung Marx'a bağlıluğını dile getirmekle beraber komünist
devrimde öncü rolü sadece işçilerin değil köylülerin de
oynayabileceğini söyledi. Henüz köylü toplumlarda işçi sınıfı tam
oluşmadığı için feodalizme karşı gelen köylüler de komünist bir
düzenden yana tavır koyabilirdi. Marx'ın temel görüşlerinden farklı
olsa da Marksist-Leninist çizgiye daha yakın olan bu düşünceler Yeni
Demokratik Devrim teorisiyle dile getirmiştir. Mahir Çayan bu konuda
şöyle der: "Mao'nun bu katkısının özlerini ve temel unsurlarını
Lenin'de de görmekteyiz. Fakat Marksizm-Leninizmin bu son derece önemli
iki ilkesi (milli demokratik devrim ve proleter kültür devrimi), en
mükemmel şekillerini Mao'nun siyasi pratiği içinde almışlardır."[24]
1923 yılında Almanya'da Marksistlerin kurduğu Toplumsal Araştırma
Enstitüsü de Marksist disiplininin eleştirisinde önemli bir rol
oynamıştır ve bu enstitünün bir düşünce akımı olarak ifade edilmesine
Frankfurt Okulu denmiştir. Theodor Adorno, Max Horkheimer, Walter
Benjamin, Herbert Marcuse, Jürgen Habermas önde gelen temsilcileri
arasında yer alır ve bu okulun genel yaklaşım biçimi eleştirel teori
olarak adlandırılır. Bu okul Ortodoks Marksizme karşı çıkmış ve sınıf
bilinci ve ekonomik belirlenimcilik konularında çarpıcı eleştiriler
getirmiştir. Bazı Marksistler de bu okulu Marksizmi pratiğinden
soyutlayıp sadece bir akademik disiplin alanına çekmekle
suçlamışlardır. Frankfurt Okulu'yla birlikte olmamakla beraber aynı
dönemde yaşayan Antonio Gramsci Marksizm'e önemli açılımlar
kazandırmıştır.
Eleştiriler
Karl Marx ve Marksizm konusundaki eleştiriler çoğunlukla Sovyetler
Birliği pratiği üzerinde yoğunlaşır. Marx'ın kapitalizm ve ekonomik
analizi için yapılan eleştiri oranı komünizm ve Sovyetler Birliği
konusunda yapılan eleştiri oranının oldukça altındadır. Marx'ın ortaya
koyduğu artı değer, değişim değeri ve sermaye tanımları iktisatta doğru
kabul edilir.
Kapitalizm savunucularının birçoğu refahın üretimi ve dağıtımının
sosyalizm ya da komünizmden daha etkili ve adil olduğunu savunur. Marx
ve Engels'in belirttiği zengin ve fakir arasındaki uçurumun sadece
vahşi kapitalizm dönemine ait geçiçi bir sorun olduğu belirtirken,
insan doğasının kişisel çıkara ve sermaye biriktirmesine daha yakın
olduğunu kapitalizm dışında bir ekonomik sistemin bu duruma uygun
olmadığını söyler. Avusturya Okulu iktisatçıları da Marx'ın emek değer
kuramını eleştirir. [25]Ayrıca Sovyetler Birliği'nin çöküşü, Berlin
Duvarı'nın yıkılışı Marksizmin popülaritesini ve dünya çapındaki
marksist görüşlerin etkisini azaltmıştır.
Friedrich Hayek Serfliğe Giden Yol kitabında sosyalist bir ekonomide
iletişim problemlerinin oluşacağını, Leninist dönemde de bunların
olduğunu ve bu problemlerin üretim sürecinde bir tıkanmaya yol
açacağını söyler. Hayek'in takipçileri de Leninist dönemde veya
Britanya'da 1939'dan 1951'e kadar olan savaş demokrasisi döneminde
oluşan kıtlıklara dikkat çeker ve bunun adaletsizlik yarattığını ekler.
Bazı eleştiriler de tarihsel materyalizm kavramı konusunda toplanır.
Yazılı tarihteki olayların ve sınıfların üretim biçimlerinden
kaynaklandığını söyleyen bu görüşü eleştirenler "Üretim biçimi nereden
gelir?" biçiminde bir soru yöneltir. Murray Rothbard şöyle der "Marx
hiçbir zaman bu soruya bir yanıt vermeye çalışmamıştır, aslında
veremezdi de çünkü teknolojik değişimleri ya da teknoloji devletini bir
insana, bireye atfederse bütün sistemi çöker. Böyle bir durumda
insanlık bilinci ya da birey bilinci üretim biçimini belirleyen faktör
olur ve başka bir yol da mümkün değildir." [26] Ancak Marx Ekonomi
Politiğin Eleştirisine Katkı da şöyle der:"Varlıklarının toplumsal
üretiminde, insanlar, aralarında, zorunlu, kendi iradelerine bağlı
olmayan belirli ilişkiler kurarlar; bu üretim ilişkileri, onların maddi
üretici güçlerinin belirli bir gelişme derecesine tekabül eder." [27]
Marx burada bu üretim biçimlerinin insanın "kendi iradelerine bağlı
olmayan" bir biçimde geliştiğini söyler ve bu gelişmenin sosyal
doğasını açıklar.
Dipnotlar
1. Karl Marx ve Friedrich Engels "Komünist Parti Manifestosu" (Marx/Engels eserleri, Bölüm 1;) [1]
2. Karl Marx: "Gotha Programının Eleştirisi " (Marx/Engels eserleri, Bölüm 4;) [2]
3. Marx, K. & Engels, F. (1848), [3]
4. Louis Althusser bu kitabın Marx'ın kuramsal geişiminde bir kırılma
noktası olduğuna işaret eder bkz: Genç Marx, Antonio Gramsci'nin de
içinde bulunduğu ilk iki Marksist kuşak bu kitabı okuyamamıştır
5. Francis Wheen Karl Marx: A Life, sayfa. 75
6. Mansel, Philip: Paris Between Empires, sayfa.390 (St. Martin Basımevi, NY) 2001
7. Mansel 2001, s.389
8. Mansel 2001, s.390.
9. McLellan, D. (1973) Karl Marx: His Life and Thought, Basingstoke: Macmillan, sayfa. 274.
10. McLellan, D. (1973) Karl Marx: His Life and Thought, Basingstoke: Macmillan,s. 451.
11. Mezartaşının fotoğrafına bakınız.
12. Francis Wheen Karl Marx: A Life, New York: Norton date=2002 basımı giriş bölümü
13. Camdennewjournal.co.uk Mezar haydutlarının girişimi.
14. Engels'in Marx'ın mezarı başındaki konuşmasının tamamı.
15. Kurtuluscephesi.com Kapital'in bu bölümü [4]
16. Karl Marx, Felsefenin Sefaleti, s. l00., George Politzer, Felsefenin Temel İlkeleri [5]
17. Karl Marx. Hegel'in Hukuk Felsefesi'nin Eleştirisine Katkı. Giriş.
(Çev. Kenan Somer). Karl Marx. Hegel'in Hukuk Felsefesi'nin Eleştirisi
içinde. Ankara, 1997: Sol Yayınları. S. 191-209. Alıntı: S. 191-192.
18. Karl Marx, Alman İdeolojisi [6]
19. Karl Marx, Gotha Programı'nın Eleştirisi [7]
20. Karl Marx, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, 2. bölüm [8]
21. Letters of Friedrich Engels, Engels to Eduard Bernstein letter [9]
22. "Biz her zaman Marksizmin bu elementer gerçeğini açıkladık ve
tekrar ettik, sosyalizmin zaferi gelişmiş ülkelerdeki işçilerin
güçlerinin birleşmesine ihtiyaç duyar". Lenin, Sochineniya (Eserleri),
5th ed Vol XLIV s418, Şubat 1922. Stalin de Lenin'in ölümüne ve
Sovyetler Birliği soyutlanana kadar aynı noktayı belirtti.
23. John Reed, Dünyayı Sarsan On Gün, Troçki'nin yaptığı savunma ve Max Shactman'ın yazısı [10]
24. Mahir Çayan'ın yazısı [11]
25. 2nd basım. Trans. J. Kahane. New Haven: Yale University Press,
1951. sayfa. 111–222
http://en.wikipedia.org/wiki/Socialism:_An_Economic_and_Sociological_Analysis
26. Rothbard, Murray (1995). [http://en.wikipedia.org/wiki/An Austrian
Perspective on the History of Economic Thought - Cilt İki: Classical
Economics. Edward Elgar Publishing Ltd., pp. 373. ISBN 0-945466-48-X.
27. Karl Marx, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı [12]
Kaynak
- İngilizce Wikipedia, Karl Marx maddesi 22 Ocak 2008 sürümü
Eserleri
- 1844 Elyazmaları (1844)
- Kutsal Aile (1845)
- Feuerbach Üzerine Tezler (1845)
- Alman İdeolojisi (1845-1846)
- Felsefenin Sefaleti (1847)
- Komünist Manifesto (1847-1848)
- Ücretli Emek ve Sermaye (1848-1849)
- Fransa'da Sınıf Savaşımları (1850)
- Louis Bonaparte'in 18 Brumaire'i (1852)
- Grundrisse (1857-1858) (Marx'ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı
ve daha sonra Kapital'i oluşturacak ön çalışmalarını ve taslak
notlarını içeren defterlerinden oluşan bu eser ilk kez 1939 yılında
yayımlanmıştır)
- Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı (1859)
- Artı-Değer Teorileri (1862-1863) (Yine Marx'ın el yazmalarından
oluşan ve Kapital'in dördüncü cildi diyebileceğimiz bu eser 1905-1910
yıllarında Kautsky tarafından yayımlanmıştır)
- Das Kapital I. cilt (1867) (ikinci cilt 1885'te ve üçüncü cilt
1894'de Marx'ın taslaklarına uygun olarak onun ölümünden sonra Engels
tarafından düzenlenerek yayımlanmıştır)
- Fransa'da İç Savaş (1871)
- Gotha Programı'nın Eleştirisi (1875)
Yazıyı alıntıla | Okunma: 107
|