Anında Ara
Son Yorumlar
Hülya Kazan
ASKIMMMMMMM BENİM CANI KARICIGIM SENİ SEVİYORUMMMMMMMM
>> OKU >>
Yazan: HAKAN KAZAN DÜZCE

Mustafa Ersu Al...
BENCE REKLAM YAPIYORSUN BOŞUNA UĞRAŞMA BAŞKANLIK BİR HAYAL
>> OKU >>
Yazan: SELİMPAŞA

Ali Demir
Giresun'da dünyaya gelen Demir, judoya 1967 yılında İstanbul Aske...
>> OKU >>
Yazan: ya fünyada kaç ali demir var

Sibel Can
ben düzceden tuğçe sibel ablayı çok seviyor ve beğeniyorum sibel ...
>> OKU >>
Yazan: tuğçe

Aşık Veysel Şat...
cok guzel, odevim icin cok yardinci oldu :)
>> OKU >>
Yazan: saide

Edvard Grieg (H...
esrleri yokmu
>> OKU >>
Yazan: çağla



Igor Stravinsky
(1882-?)

Çaykovski ile hemen hemen aynı yaşta olan Nikolai Rimsky-Korsakov’un Petersburg’da genç Stravinsky’nin bugün yetmiş yaşını aşmış bir kimse olduğuna inanmak için de müzik tarihine müracaat etmek gerekir. Çünkü klasik bir olgunluğa yaklaştığı çağda bile müziğin büyük teşvikçilerinden biri olan bu besteci, enerjisi hala sönmeyen parlak bir öncüdür. Petruşka, Ateş Kuşu gibi eserleri meydana getirdiği ve Rus Devri denilen ilk zamanlarından sonra Paris’e yerleşen besteci, orada Fransız empresyonizmi ile temasa geldi ve Cocteau ile birlikte birçok sanatkarları etrafında topladı. Bu sırada Bülbül operası gibi geleneği alt üst eden eserleri karşısında ilk tepkiler müthiş oldu. Fakat müstehzi bir tavırla bütün eski rabıtalardan silkinen Stawinsky daha sonra ciddileşti. Hiçbir kaide tanımaz gibi görünen bu tarzdan yeni bir düzen doğdu. Bu düzen Bach, şan gregoryen, barok devri ve klasizm, Mozart, Rossini ve Çaykovski ile manevi köprüler kurmak suretiyle kazanılmıştır. Fakat bestecinin bizzat kurduğu bu manevi münasebetlerin neticesi olarak örnek aldığı eserler Model haline gelmemeiştir.


Fikren benimsediği herşeye aynı zamanda kendi özelliğini katarak aksettirmiştir. Dışardan gelen ışınlar bir prizmada nasıl kırılırsa, onun gösterdiği tezahürler de daima yeni bir mahiyet taşımaktadır. Fakat garip olan başka bir husus daha vardır: Stawinsky’nin takip ettiği yol görünüşte tek ve devamlı bir gelişme manzarası arzetmemektedir. Bir bütün teşkil eden kısa devreler halindeki eserleri bir dereceye kadar kademeli gruplar halinde birbirini takip etmektedir. Bu yolda Strawinsky önce Pergolesi’nin Pulcinella Süiti, sonra Bach’ın tesiri altında (konçerto) kalmış, şan gregoryene Psalmler Senfonisi, klasik formlara (senfoni) veya Çaykovski’nin dolgun tınlayışlarına Apollon Musagete yaklaştığı olmuştur. İrtibatsız şekilde oradan oraya atlar gibi görünen Stawinsky gerçekte içten gelen bir mecburiyetle kendi yoluna yönelmiştir. Yurdunun folklörüne bağlı olan ilk eserlerinden, yaratıcılığının zirvesini teşkil eden ve latince sözler üzerine bestelenmiş Ödipus Rex adlı büyük sahne eserine; ilk balelerinden, İskambil Oyunu balesine veya The Rake’s Progress operasına kadar bütün eserlerinde daima kendisine has bir I,fade tarzı belirmektedir. Bu, kısa bölümlü kesin motifler ve müzik eserlerinde müziğe ait olmayan hiçbir tesiri tanımayan, her nota ile mutlak bir vuzuhu hedef tutan bir orkestrasyon tarzıdır. Birinci dünya savaşından sonra yazdığı ve irticalen oynanan bir piyes tesirindeki Bir Askerin Hikayesi’nden başlayıp bütün olarak gösteren bilhassa bu ifade tarzıdır.

Strawinsky, müzik estetiği ile ilgili kitabında bu prensiplerini açıklamıştır. Bu açıklamalar, onun müzikçiliği ve kurallara riayeti gibi kayıtsız şartsızdır; dini duyguları ve sanata karşı olan tutumu kadar ciddi ve barizdir. 24 yaşında iken yazdığı senfonide bile tesbiti mümkün olan bu ana fikirleri yüzünden mutaassıp bir ihtilalci sanılan sanatkar, yeni kanunların yaratıcısı olmuştur.

Strawinsky Amerika’da iyi bir çevre buldu. Fakat bir Rus opera sanatkarının oğlu olan ve Rusya’da tahsilini bitiren Strawinsky’nin gelişmesini tayin eden amil, Paris’in kendisini teşvik etmesiydi. O zamanki Paris, empresyonizminin ve Diaghilew tarafından batı dünyasına tanıtılan Rus Bale sanatının yurdu olup, münakaşalarla ve yeni cüretli hareketlerle doluydu. Stariwnsky Debussy’nin hatırasına nefesli sazlar için bir senfoni yazmıştır. Bu eser ile onun Paris’te geçirdiği ilk devre sona ermiştir. Bu devrenin en önemli semeresini büyük bale eserleri teşkil eder. Cocteau Picasso ile kurduğu dostluk yeni sanat fikrinin ölmez bir sembolü olmuştu.

Zamanın şuuru içinde yaşayan Strawinsky böyle bir çevrede bile gotik orta çağın tesirlerini bulmuştur.

Kaynak: beethovenlives.net

Yazıyı alıntıla | Okunma: 1812

İlk yorumu sen yap

Yorum Ekle
İsim:
Yorum:

Güvenlik Kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Güvenlik kodunu göremiyorsanız sayfayı yenileyiniz.

 
< Önceki   Sonraki >
Haftanın Popülerleri
Son Eklenenler

Alfabetik Sıralama
 A B C D E F G H I J
 K L M N O P Q R S T
 U V W X Y Z
Rastgele




E-posta adresini gir, yeni eklenen hayat hikayeleri posta kutuna gelsin.(E-posta adresinizi girdikten sonra açılan pencereden güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.)
TARİHTE BUGÜN / DOĞANLAR - ÖLENLER .:::BETA :::.
Ocak
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Şubat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29
Mart
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Nisan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Mayıs
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Haziran
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Temmuz
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Ağustos
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Eylül
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Ekim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kasım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Aralık    
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Seda Sayan
Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel
Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu
Muzaffer Buyrukçu  (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber
10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda
1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam
©2006-2008 isimsizsiniz.com