 25 Nisan 1823'de İstanbul'da doğdu. 31. Osmanlı padişahıdır. II.Mahmut'un Bezmialem Sultan'dan olan oğludur.
Osmanlı Devleti'nin son 4 padişahının hepsinin babasıdır. Ayrıca en çok sayıda oğlu padişahlık yapmış olan padişahtır.
Batı kültürüyle yetiştirilmiştir. İyi Fransızca konuşur ve batı
müziğinden hoşlanırdı. Babası II. Mahmut gibi yenilik yanlısıydı.
Babasının vefatı üzerine tahta çıktı. I.Abdülmecit'in tahta çıkışı
sevinç uyandırmıştı. Tâlihi, Mustafa Reşit, Mehmet Emin Ali, Fuat
paşalar gibi devlet adamlarına rastlamasıydı. Saltanatı sırasında en
çok tutucuların muhalefetiyle karşılaştı. Aracısız halkın dertlerini
halkın kendi ağzından dinleyen ilk padişahtır.
Tanzimat Fermanı I.Abdülmecit'in zamanında ilan edildi. Tanzimat'ın
uygulamasında karşılaşılan güçlükleri yerinde görmek amacıyla yurt
gezilerine çıktı. 1844'te İzmit, Mudanya, Bursa, Gelibolu, Çanakkale,
Limni, Midilli, Sakız'ı ziyaret etti; 1846'da Silistre'ye kadar uzanan
bir Rumeli gezisi yaptı. Her yıl Meclisi Vâlâyı Ahkâmı Adliye'yi bir
nutukla açması, onun milletvekili düzenine yakınlığını gösterir.
Abdülmecit, babası gibi tüberküloza yakalanmıştı. Ihlamur Köşkü'nde
öldüğünde (25 Haziran 1861) 39 yaşındaydı.Fatih Çarşamba da Yavuz Selim
Camii Haziresinde kendi türbesinde yatmaktadır.
Saltanatı dönemindeki önemli olaylar
1 Temmuz'da (1839) tahta çıktığında; Mısır sorunu Nizip yenilgisiyle
(24 Haziran 1839) çıkmaza girmiş durumdaydı. Babasının cenaze töreni
sırasında başvekil Mehmet Emin Rauf Paşa'dan padişahın mührünü zorla
alan, Meclisi Valayı Ahkâmı Adliye Reisi Koca Mehmet Hüsrev Paşa,
kendisini sadrazam ilân ettirdi (2 Temmuz 1839).
Henüz Nizip bozgunundan haberi olmayan padişah, sorunu çözmek için
orduya ve donanmaya harekâtı durdurmaları için emir gönderdi. Mısır
valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'yı bağışladığını ve anlaşmak istediğini
bildirmek üzere Köse Akif Efendi'yi Mısır'a yolladı. Bu arada düşman
saydığı Hüsrev Paşa'nın sadarete gelmesinden korkan Kaptan-ı Derya
Ahmet Fevzi Paşa, donanmayı Mısır'a götürüp, Mehmet Ali Paşa'ya teslim
etti (3 Temmuz 1839). Nizip yenilgisinin haberi İstanbul'a ulaştı.
İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya ve Prusya, verdikleri ortak bir
notayla Mısır sorununun kendilerine danışılmadan çözülmemesini
istediler (27 Temmuz 1839). Bu nota kabul edildi. Böylece Osmanlı
Devleti, Avrupa devletlerinin bir tür güdümü altına girmiş oldu.
Londra ve Paris'te, Osmanlı devletindeki ıslahat hazırlıkları konusunda
görüşmelerde bulunan hariciye nazırı Mustafa Reşit Paşa, bir ıslahat
programının gerekliliğine padişahı inandırdı. Hazırlanan Gülhane Hatt-ı
Hümayunu (Hatt-ı Şerif ya da Tanzimat Fermanı da denir) Mustafa Reşit
Paşa tarafından 3 Kasım'da Gülhane'de okundu. Tanzimat dönemini açan bu
belgeyle, yargılamasız kimsenin cezalandırılamayacağı, mal ve mülkünün
zorla alımına gidilemeyeceği ilkesi getiriliyor, devletle birey
arasındaki ilişkileri düzenleyecek yasaların çıkarılacağı açıklanıyordu.
Tanzimat Fermanı'nın uyandırdığı olumlu hava Mısır sorununun çözümünü
kolaylaştırdı. İngiltere'nin önerisiyle, beş büyük devlet Londra'da bir
araya geldiler. Mısır valisini destekleyen Fransa dışlanarak, 15 Temmuz
1840'ta İngiltere, Rusya, Avusturya, ve Prusya arasında Londra
Antlaşması imzalandı. Mısır valiliği veraset yoluyla Mehmet Ali Paşa'ya
bırakılarak, ele geçirdiği topraklar ve Osmanlı donanması geri alındı.
Aynı devletler, aralarına Osmanlı Devletiyle Fransa'yı da alarak
imzaladıkları Boğazlar Sözleşmesi ile (13 Temmuz 1841) Osmanlı
Devleti'nin boğazlar üzerindeki egemenliği tanındı ve boğazlar yabancı
savaş gemilerine kapatıldı.
Tanzimatın öngördüğü ilkeleri uygulamak için Meclis-i Âli-i Tanzimat
kuruldu (1853). Her eyaletten, yörelerinin gereksinmelerini bildirmek
üzere ikişer temsilci İstanbul'da toplantıya çağrıldı. Merkezden her
bölgeye gönderilen imar meclisleri çalışmaya başladı. Mâliye,
Fransa'daki örgütlenme temel alınarak düzenlendi. Mâli yetkililer,
idare amirlerinden alınarak defterdarlara verildi. Vergilerin
saptanması vilâyet meclislerine, toplanması da muhassıl adı verilen
vergi memurlarına bırakıldı. İltizam yöntemi kaldırıldı. Aşar, her
yerde eşit olarak alınmaya başladı. Hristiyanlardan alınan vergilerin
toplanmasında patrikhanelerin aracılığı kabul edildi. Ticaret
meclisleri kuruldu. Fransız ceza kanunu çevrilerek uygulamaya konuldu.
Meclis-i Maarif-i Umumiye toplandı (1845). İlk idâdiler açıldı. 1847'de
Mekâtibi Umumiye nezareti kuruldu. 1848'de ilk muallim mektebi, aynı
yıl Harbiye'de kurmay sınıfı, 1850'de Darülmaarif adı verilen lise,
1851'de ilk bilim akademisi sayılan Encümen-i Daniş açıldı. 1846'da
Darülfünun binasının temeli atıldı. Askerlik yasası çıkarılarak (6
Eylül 1843) kura yöntemi benimsendi, askerlik süresi 4-5 yıl olarak
sınırlandı.
Devletin bütün kurumlarında başlatılan yenileşme çabaları, karşılaşılan
tepkiler dolayısıyla istenilen sonucu vermedi. Abdülmecit zaman zaman
tutucuları görevlendirmek zorunda kaldı. Olanaksızlıklar nedeniyle
yeniden iltizam yöntemine dönüldü. 1840'ta kâime-i mutebere adıyla ilk
kağıt para çıkarıldı. Devlet ıslahat işleriyle uğraştığı sırada
İngiltere ve Fransa'nın çıkar çatışmaları ve kışkırtmalarıyla Suriye ve
Lübnan'da Dürziler ile Maruniler arasında olaylar çıktı (1845). 1848
ihtilâlleri sırasında Avusturya'ya karşı bağımsızlık savaşı veren Macar
yurtseverleri Türkiye'ye sığındı. Bab-ı Âli'nin, Avusturya ve Rusya'nın
baskı ve tehditlerine karşın sığınanları geri vermemesi Avrupa'da
Osmanlı Devleti'nin saygınlığını yükseltti. Eflak ve Boğdan'a da
yansıyan ayaklanma, İngilizlerle yapılan Baltalimanı Antlaşmasıyla (1
Mayıs 1849) geçici olarak sonuca bağlandı. Bir süre sonra ortaya çıkan
kutsal yerler sorunu, Osmanlı Devleti ile Rusya'yı savaşa sürükledi.
Kudüs'teki katolikleri korumak için başvuran Fransa'ya karşı, Rusya da
ortodoksların haklarını korumak için harekete geçti. Bab-ı Âli'ye
verdiği bir nota ile ortodokslara geniş haklar tanınmasını, bunların
koruyuculuk hakkının da kendisine verilmesini istedi. Osmanlı hükümeti
bunu kabul etmeyince de Eflâk ve Boğdan'ı işgâl etti. Bunun üzerine
Abdülmecit, Rusya'ya savaş açtı (4 Ekim 1853). Osmanlı Devleti,
müttefikleri İngiltere, Fransa, Piyemonte ile birlikte Kırım Savaşı'nı
kazandı. Yalnız, Paris'te imzalanacak barış antlaşmasından önce
padişah, Tanzimat Fermanı'nı tamamlayan Islahat Fermanı'nı ilân etmek
zorunda bırakıldı (18 Şubat 1856). Azınlıklara, savaştan önce Rusların
istdiğinden daha fazla haklar veren bu belge, Paris Antlaşması'nı (30
Mart 1856)'da imzalayan İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya ve
Piyemonte tarafından senet kabul edildi. Böylece, bir iç sorun olan
ıslahat konusunda yabancılara müdahale hakkı tanınmış oldu. Buna
karşılık Osmanlı Devleti imzacı devletlerin güvencesi altında
bütünlüğünü koruyor ve Avrupa devletleriyle eşit haklara sahip
sayılıyordu.
Siyasi buhranları bu şekilde atlatan Abdülmecit, yeniden ıslahat
işlerine döndü. 1856'da askerlik teşkilâtı yedi ordu esası üzerine
kuruldu ve Hristiyanlar da askere alınmaya başlandı. Maarif-i Umumiye
nezareti kuruldu (28 Nisan 1857). Avrupa'ya öğrenci gönderildi (1857).
Mülkiye Mahreç Mektebi (1859), Telgraf Mektebi (1860) gibi bazı meslek
okulları açıldı. Yeni toprak kanunu (Arazi kanunnamesi) yayınlandı
(1857). Devletin gelir ve giderleri bir bütçeye bağlandı. Tersane
yeniden düzenlendi.
Abdülmecit, çeşitli toplulukları eşitlik ilkesi içinde ve Osmanlılık
düşüncesi çevresinde birleştirmeye çalıştı. Fakat, özellikle gayri
müslimlerde uyanan ve batılı devletlerce desteklenen ulusçuluk
duyguları böyle bir birliğin kurulmasını olanaksızlaştırıyordu. 1856
Islahat Fermanı'yla gayri müslimlere verilen geniş ayrıcalıklar,
müslümanların tepkisine yol açtığı gibi, gayrimüslimler de askere
alınma kararına karşı çıktılar. Osmanlı toplumu yeniden huzursuz bir
ortama sürüklendi. Cidde'de (1857), Karadağ'da (1858) olaylar çıktı.
Avrupa devletleri olayların bir Avrupa kurulunca denetlenmesini
istediler.
Avrupa devletlerinin devletin içişlerine karışmasından hoşlanmayanlar,
padişahı ve hükümet erkânını öldürüp Abdülaziz'i tahta çıkarmak için
örgütlendiler. Kuleli Vakası olarak bilinen bu örgütlenme, bir ihbar
üzerine dağıtıldı(14 Eylül 1859), önderleri cezalandırıldı. Bu sırada
mâli durum da çıkmaza girmişti. Savaş giderlerini karşılamak üzere ağır
koşullarla alınan dış borçların hazineye büyük yükü yanında padişahın
ve sarayın sorumsuz harcamaları da durumu gittikçe ağırlaştırıyordu.
Devlet, Kırım Savaşı sırasında ilk kez dışarıdan borç almak zorunda
kalmıştı(24 Ağustos 1854). Bunu ikinci (1855), üçüncü (1858), dördüncü
(1860), borçlanmaları izledi. Beyoğlu sarraflarından alınan borçlar da
80 milyon altın lirayı aştı. Bunlar için rehin verilen mücevherlerle
borç senetlerinin bir bölümü yabancı tüccar ve bankerlerin eline geçti.
Durumu sert biçimde eleştiren sadrazam Mehmet Emin Âli Paşa azledildi
(18 Ekim 1859). İngiltere, Fransa, Avusturya, Prusya ve Rusya Bab-ı
Âli'ye bir nota vererek, Islahat Fermanı'nda sözkonusu edilen
ıslahatların gerçekleştirilmesini istediler (Ekim 1859). Bunların
sağlanması için ayrı ayrı müdahalede bulunacaklarını da belirttiler.
Nitekim Rusya ilk adımı atarak, Bosna-Hersek, ve Bulgaristan'daki
Hristiyanların durumunu uluslararası bir kurulun incelemesini istedi.
Bu sorun çözülmeden, Lübnan olayları yeniden alevlendi (1860). Ardından
Şam olayı patlak verdi. Hollanda ve Amerikan konsolosları bu
karışıklıklar sırasında öldürüldü (1860). Hariciye nazırı Fuat Paşa,
olağanüstü yetkili olarak Lübnan'a yollandı. Fransa, Beyrut'a asker
çıkardı. Sonunda Lübnan ayrıcalıklı sancak durumuna getirildi (9
Haziran 1861). Sultan Abdülmecit 25 Haziran 1861'de İstanbul'da öldü.
Mimari Çalışmalar
Sultan Abdülmecid, dışardan aldığı borçların bir kısmıyla saray ve
köşkler yaptırdı. Dolmabahçe Sarayı (1853), Beykoz Kasrı (1855),
Küçüksu Kasrı (1857), Mecidiye Camii (1849), Teşvikiye Camii (1854),
döneminin başlıca yapıtlarıdır. Bezmiâlem Valide Sultan Gureba
Hastanesi'ni yaptırdı (1845-1846). Yeni Galata Köprüsü de aynı tarihte
hizmete girdi.
Erkek çocukları
1. V. Murat
2. II.Abdülhamit
3. V. Mehmet Reşad
4. Ahmet Kemaleddin
5. Mehmet Burhaneddin
6. Ahmet Nureddin
7. Süleyman Selim
8. VI. Mehmet Vahdeddin
Kız Çocukları
1. Mediha Sultan
2. Fatma Sultan
3. Refia Sultan
4. Münire Sultan
5. Cemie Sultan
6. Behice Sultan
7. Seniha Sultan
Yazıyı alıntıla | Okunma: 85
|