Anında Ara
Son Yorumlar
Hülya Kazan
ASKIMMMMMMM BENİM CANI KARICIGIM SENİ SEVİYORUMMMMMMMM
>> OKU >>
Yazan: HAKAN KAZAN DÜZCE

Mustafa Ersu Al...
BENCE REKLAM YAPIYORSUN BOŞUNA UĞRAŞMA BAŞKANLIK BİR HAYAL
>> OKU >>
Yazan: SELİMPAŞA

Ali Demir
Giresun'da dünyaya gelen Demir, judoya 1967 yılında İstanbul Aske...
>> OKU >>
Yazan: ya fünyada kaç ali demir var

Sibel Can
ben düzceden tuğçe sibel ablayı çok seviyor ve beğeniyorum sibel ...
>> OKU >>
Yazan: tuğçe

Aşık Veysel Şat...
cok guzel, odevim icin cok yardinci oldu :)
>> OKU >>
Yazan: saide

Edvard Grieg (H...
esrleri yokmu
>> OKU >>
Yazan: çağla



Henry Purcell
(1659-1695)

henry_purcell.jpg Ingiliz müziğinden bahsedilince, halk türküleri veya Handel’I bile müşkül duruma sokan “Dilenci Operası”, John Dunstable ile Shakespeare devrinin ustaları Dowland, Bull, Morley, zamanımız bestecileri ve nihayet Henry Purcell hatıra gelir. Adalar ülkesi müziğinin önemli safhalarının tanınmadığı uzun bir devre esnasında “İngiliz Müziği” diye ancak Purcell biliniyordu.

Purcell’ler tam bir müzisyen ailesiydi. Henry’nin babası saray müzisyenlerinin “centilmeni”, kardeşi Daniel Oxford’da, Heandel devrini yaşayan oğlu Edvard da Eastsheap’de orgcu idi. Böylece John Dowland ve Matthew Locke’dan sonra ingiliz barok müziğinin yetiştirdiği en büyük bestecinin müzisyenliği bir aile geleneğine dayanıyordu. Henüz küçükken babasını kaybeden Purcell “Chapel Royel” (saray korosu) na alındı ve iyi bir tahsil gördü. Sonradan da devletin yardımını gören Purcell kilise müziği ve sahne müziği bestecisi olarak şöhret kazandı.

Ingiliz dram edebiyatı hakkında biraz bilgi edinmek isteyen kimse işe Shakespeare ile başlar. Onun gölgesinde kalan sonraki zamana ait önemli bir şey bulamaz; fatak Purcell adlı bir müzisyen dikkati çeker. Hakikatte Purcell operalar yazmamıştır. Bir tek eseri bu özelliktedir. “Dido ve Aeneas”. Diğerlerinin hepsi sahne müziğidir. Bunları zamanın ve yakın geçmişin yazarları Dryden, d’Urfey, Shadwell’in dramları, Shakespeare’in “Yaz Gecesi Rüyası” ve “Fırtına” piyesleri için yazmıştır.

Fakat Purcell’in asıl yaratma sahası kilise müziğiydi. Bu çeşit eserleri sonradan Heandel için önemli bir teşvik kaynağı oldu. Dini eserlerinin başında “Anthem”ler vardır. Bunları, Tevrattan alınan metinler üzerine bestelenen, kantata benzeyen koro eserleridir. Ayrıca Purcell çeşitli tipten koro eserleri yazdı: “Wellcome Songs“ (karşılama şarkıları), moteler, hymne’ler (dini methiyeler), psomalar, od’lar ve kanon’lar.

Bundan başka enstrümanlar için de eserler verdi. Enfes trio sonatları “lessons for harpsichod or spinnet“ (klavsen veya spinet için dersler, fanteziler) ismini taşıyan piyano parçaları ve org eserleri eşsiz bir güzelliğe sahiptir. Org eserleri arasında, uzun zaman Bach’ın bestesi zannedilen bir toccata vardır; sonradan Purcell’in eseri olduğu anlaşılmıştır. Bach’ın eserlerinde geçen “ingiliz süitleri“ tabirinin, Purcell stilinin örnek alınarak kullanıldığını iddia edenler belki haklıdır.

Pergolesi, Mozart ve Schubert gibi Purcell de genç yaşta kemale erenlerdendir. Kısa süren hayatının ancak sonlarına doğru tiyatro müziğine başladı. Çünkü yetiştiği çevre ve menşei onu yurdun geleneklerine bağlayarak kilise müziğine doğru götürmüştür. Form, vasıtalar ve ifade tarzı bakımından eserinde İtalyan ve Fransız stil unsurları ne kadar belli ise de menşeinin özelliği daima üstün kalmaktadır. Müziğinin dili yüce ve muhteşem, zengin ve aynı zamanda da düzenlidir. Sayısız ifade imkanlarına sahiptir: Parlak, muhteşem ve heybetli tesirler kadar ihtiraslı ve heyecan verici, neşeli, nüktedil ve hafif tesirlerle ağır ve tantanalı ifade şekilleri meydana getirmiştir.

Purcell’den sonra ingiliz müziğine italyanlar hakim oldular. Ancak Handel, kendisini Purcell ile birleştiren bir tarzda İngiliz müziğinin özelliğini yeniden ihya etti.

Handel, üstat Purcell’in oğlu Edward ile birlikte Londra’da “Muhtaç Müzisyenlere Yardım Derneği“ni kurmuştur. Sembolik mahiyetteki bu hareket, Purcell ile Handel arasında bağ kurmakla daha derin bir mana taşımaktadır. Gerçi Handel’in ingiliz çağdaşları bunu kabul etmeyip ölümünden sonra Purcell’e “Müziğin Shakespeare“ i adını vererek  onu Handel’den üstün göstermeye çalıştılar. Fakat iki besteciyi birbirine bağlayan durum çok yerde belli olmaktadır. Bu durum belki şu cümleyle tam bir vuzuhla ifade edilebilir: “Şiir sanatı sözlerin ahengi, müzik de seslerin ahengidir. Şiir sanatı nasıl nesirin ve hitabet sanatının fevkine çıkrak yükselirse, müzik de şiirin üstünde bir yükselme ve arınma demektir. Her iki sanat ayrı ayrı kalarak da gelişebilir. Fakat şüphesiz birleşerek en yüksek mertebeye ulaşırlar. Zira bu birleşmeden mükemmel ve eksiksiz bir varlık doğar. Her ikisi bir şahsiyetteki ruh ve güzelliği ifade eder“. Tarih bu sözlerin doğruluğunu ispat etmiştir.

Kaynak:beethovenlives.net

Yazıyı alıntıla | Okunma: 1245

İlk yorumu sen yap

Yorum Ekle
İsim:
Yorum:

Güvenlik Kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Güvenlik kodunu göremiyorsanız sayfayı yenileyiniz.

 
< Önceki   Sonraki >
Haftanın Popülerleri
Son Eklenenler

Alfabetik Sıralama
 A B C D E F G H I J
 K L M N O P Q R S T
 U V W X Y Z
Rastgele




E-posta adresini gir, yeni eklenen hayat hikayeleri posta kutuna gelsin.(E-posta adresinizi girdikten sonra açılan pencereden güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.)
TARİHTE BUGÜN / DOĞANLAR - ÖLENLER .:::BETA :::.
Ocak
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Şubat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29
Mart
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Nisan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Mayıs
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Haziran
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Temmuz
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Ağustos
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Eylül
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Ekim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kasım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Aralık    
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Seda Sayan
Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel
Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu
Muzaffer Buyrukçu  (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber
10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda
1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam
©2006-2008 isimsizsiniz.com