İnsanın hayatındaki birisini anlatması kadar zor bir şey yoktur
sanırım. Bu yüzden Eda’yı anlatırken biraz da Eda’nın kendisinden
(haberi olmadan) yardım almaya çalışacağım. Bu hayat hikayesi aynı
zamanda benim için bir ilk: Şöyle ki, ilk defa bir kişiyi, kendisi için
seçtiği Messenger nick’lerden (rumuz) hareketle anlatmaya çalışıyorum.
Başlayalım artık...
Ama önce klasik bir özgeçmişe yer verelim burada. Çeyrek yüzyıldan biraz daha fazla zaman önce, tarihler 7 Haziran’ı, günler Cuma’yı gösterirken ve saatler 12’yi yirmi geçerken Ankara’da bir bebek ilk kez ağlar… Kahramanımızın ilk ağlamasıdır bu.
Eda hayatının büyük bölümünü Ankara’da geçirir. Eskişehir’de gazeteciliğe ilk adımını atar. Okulunu bitirdiği yıl soluğu İstanbul’da alır, orada da kalır. Bu yazı yazılırken de Eda hala aynı şehirde ikamet etmekte ve hemen hemen kendi işini yapmaktadır.
Buraya kadar olan kısım, klasik bir hayat hikayesi. Bundan sonrası ise Eda’nın Messenger nick’lerinin bize yol göstereceği bir hayat hikayesi olacak. Şimdi nick’leri sıralayalım:
Olric
Eda kendisi için ilk olarak ve uzun zaman boyunca Olric nick’ini tercih etmiştir. Peki, kimdir Olric? Akıllara hemen “Tutunamayanlar” kitabı ve Oğuz Atay geliyor. Eda hem “Tutunamayanlar”ı hem de Oğuz Atay’ı sever. Olric karakteri ise Tutunamayanlar’da Turgut’un kafasında yarattığı karakterin adıdır.
Olric kitapta Turgut’un diğer yanıdır. Sadıktır, itaatkardır, destekleyen hatta gerektiğinde ayakta tutan, yaşama isteği verendir. Yalnızlık içerisinde kıvranan birisi için can simidi, hayat arkadaşıdır.
Eda’nın buradan hareketle kendisine Olric nick’ini seçmiş olma ihtimali oldukça yüksek. Hele bir de bu kitabı sevdiğini tekrar hatırladığımızda, bu seçimin, ihtimalin bir adım ötesinde olduğu fikri güçlenir.
Yine buradan hareketle Eda hakkında biraz olsun fikir yürütebilir, O’nu hiç tanımayanlar bile. Olric, Eda için, belki sanal alemde yarattığı bir karakterdir. Ancak gerçek hayatta da Olric ile Eda arasındaki benzerlikler oldukça fazladır. Eda da Olric gibidir çoğu zaman; yanındadır, anlayışlıdır, kimi zaman destek, kimi zamanda hayat verir.
Zarpandit
Kitap okumayı seven birine dair bir hayat hikayesine tanık olduğunuz ortada. Olric’ten sonra Zarpandit’in de kitaptan seçilmiş bir nick olma ihtimali yüksektir.
Araf kitabından esinlenme var burada kanımca. Zarpandit, Araf kitabında kendisini sorgulayan birisidir. Hayatında yeni bir sayfa açmaya çalışır bir yandan, diğer yandan kendine yabancı bir yerde ayakta kalmaya çalışmaktadır. Yabancı hisseder kendini kimi zaman her şeye, kimi zaman pişmanlıklar duyar ama yaşadıklarından değil, yaşamış olma şeklinden.
Diğer yandan Zarpandit “hamile bir asur babil tanrıcası” olarak da bilinir. Ancak bu tanımdan Eda’ya uyabilecek tek bölüm “tanrıca”lara olan benzerliği olabilir ancak. Çünkü bazen bir tanrıçanın bile olmayacağı kadar iyidir, affeden, hesap sormayandır. Karşılıksızdır, sonu olmayan, yitip gitmeyendir.
Jezebell
Bu nick, doğru anladıysam, bir yanılsamadır Eda için. Jezebell’in anlamına baktığımızda bunu daha iyi anlayabiliriz belki. Zira Jezebell, kutsal kitaplar olan Tevrat ve İncil’de adı geçen en günahkar kadındır. Günahkar olmanın yanı sıra kötü yüreklilik konusunda da seçilmiş olandır. Jezebell, en kötü kalpli kadındır aynı zamanda. Ölümü de fena olmuştur zaten.
Peki, Eda’nın böyle bir nick’i seçme nedeni ne olabilir? Belki bir inanış! Evet, bir inanışa göre dünyaya gelen tüm kadınlar Jezebell’in günahlarını öderler. Oysa ortada Eda için bir günah yoktur, günahı olma ihtimali dahi yoktur Eda’nın. Zaten diğer nick’ler Jezebell’i çürütür (özellikle Zarpandit’teki tanrıca bölümü). Zaten bu nick’i Eda çok kısa süre kullanmıştır. Yanılsama olrak düşünememe neden olan da budur. Kullanma nedeni de büyük ihtimalle yine okuduğu bir kitaptan kaynaklanır. Çünkü Eda okur, okumaya gönülden bağlıdır.
Cronopio Nick’lerde son durağımızdır Cronopio ve belki de Eda’yı en iyi anlatan nick’tir. Zira iyilik konusunda kimse Cronopio’larla yarışamaz.
Herşey Arjantinli yazar Julio Cortazar’ın 1962'de "Historias de Cronopios y de Famas" adında bir kitap yazmasıyla başlar. Kitapta yazar, insanları üçlü bir sınıflandırmaya tabii tutar: fama, esperanza ve cronopio. Bunların içerisinde cronopio’lar adeta iyilik melekleridir. Cronopio’lar kendilerinden çok çevresinde olup bitenleri dert edinirler. Tam da bu noktada Cronopio’lar Eda’yı anlatır.
Cronopio’ların iyiliklerine bir örnek vermesi bakımından sanal alemde bulduğum minik bir hikayeyi de buraya almak istedim:
Kaplumbağa ve Cronopio
Kaplumbağaların sürate hayran olduğunu söylemeliyim size - ve bu çok doğal.
Esperanza’lar bunu bilirler ve umursamazlar.
Fama’lar bunu bilirler ve çok gülerler.
Cronopio’lar bunu bilirler ve bir kaplumbağaya rastladıklarında ceplerinden renkli tebeşir kutusunu çıkarıp hayvanın sırtına bir kırlangıç resmi çizerler.
İşte bu nick’lerin hepsi beraber değerlendirildiğinde ortaya bir kişi çıkartılabilir ancak Eda, tüm bu nick’lerin ifade ettiğinin toplamının da fazlasıdır.
Kısacası Eda iyidir, sonsuzdur, vazgeçilmez olandır, süreli değil ömürlüktür ve daha fazlasıdır.
ve Eda için son iki söz: "yıllar sonra da bir hazan sabahında sessizce uyanırsam, yüreğimde olacaksın."
ve
"kalacak tüm izlerin hayatımda"
Yazan: Ali
NOT: Bu yazının yazım aşamasında Ekşi Sözlük fena halde ziyaret edilmiştir.
Seda Sayan Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu Muzaffer Buyrukçu (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber 10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda 1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam