Anında Ara
Son Yorumlar
Ali Demir
Giresun'da dünyaya gelen Demir, judoya 1967 yılında İstanbul Aske...
>> OKU >>
Yazan: ya fünyada kaç ali demir var

Sibel Can
ben düzceden tuğçe sibel ablayı çok seviyor ve beğeniyorum sibel ...
>> OKU >>
Yazan: tuğçe

Aşık Veysel Şat...
cok guzel, odevim icin cok yardinci oldu :)
>> OKU >>
Yazan: saide

Edvard Grieg (H...
esrleri yokmu
>> OKU >>
Yazan: çağla

Yusuf Baykal Bo...
Diksiyon hocam başarılarını diliyorum Ajansta görüşmek üzere
>> OKU >>
Yazan: Serpil durdu

Ayşe Afet İnan
gferçekten iyiki bu siteye girmişim çünkü ödevime yardımcı oldu
>> OKU >>
Yazan: mine



Claudio Monteverdi
(1567-1643)

Claudio Monteverdi’yi bugünkü tiyatroya, başkalarının yanında en müessir şekilde kazandıran Carl Orff olmuştur. Şimdiye kadar bundan habersiz olanlar da, Cremona’nın yalnız keman yapısıyla ün salmadığını, Cremona’lı üstat Monteverdi’nin de çok değerli olduğunu öğrenmişlerdir.  Müzikli tiyatro tarihi ile meşgul olan herkes, Monteverdi’den az zaman evvel Floransa’da birkaç sanatsever aydının yaptığı sohpetler esnasında adeta tesadüfen meydana getirdiği “opera” denilen bu acayip buluşu ustalıkla ihya eden bir bestecinin ne kadar çabuk ortaya çıktığını hayretle anlamış olacaktır. Bu usta besteci Monteverdi’nin, Shakespeare ve Lope de Vega ile aynı yaşta olması şüphesiz bir tesadüf değildir. “Barok” adı verilen devrin başladığı tam bu anda, eski Yunanlılardan beri ilk defa büyük dram yazarlarından mürekkep bir nesil işe başlamış bulunuyordu.

40 yaşında iken Mantua’da “Orfeo” operasını temsil ettiren Monteverdi dana önce ismi çok geçmiş bir kimseydi. Zira, herkesin dikkatini çeken madrigalleri, çağdaşlarının hem coşkun alkışlarını hem de itirazlarını mucip olmuştu. Insan ruhunu kökünden idrak ve ifad etmek kudreti sayesinde, sözden doğan dramı müzik yönünden yükselten Monteverdi, sonradan “opera” denilen şekli ilk olarak meydana getiren kimsedir. Filhakika, efsane konularını bir tarafa bırakarak tarihi bir opera olan “L’Incoronazione di Poppea” eserini insanlarıyla, insan ihtiraslarıyla sahneye bahşettiği zaman gerçek ve önemli olan ilk operayı yaratmıştı. Sayısız dramlarından pek azı bize kadar gelmiştir. “Arianna’nun Feryatları” adlı acıklı teganni kısmı bunlardan biridir. Fakat bu arada daima madrigaller yazmaktan kendini alamamıştır.

Shakespeare ve yaşça kendisinden daha küçük olan çağdaşı Schütz gibi Monteverdi de iki devir arasındaki dönüm noktasında yaşadı. Iki devrin tezatları hayatına nüfuz etti. Fakat yaratıcı olarak şaşırmadan kendi olunda yürüdü. Sevdiği madrigalden hareket ederek operaya vardı. Madrigalde teganni edilen sözlere ifade ve renk (kroma) kudretini vermek imkanını operada buldu. Bugün bize tabii gibi görünen birçok şeyin o zaman yeni buluş olarak tasavvur edilip gerçekleştirilmesi lazımdı. Enstrümanlardan bir plana göre faydalanma, eski enstrüman korosundan “orkestra”nın teşekkülü, enstrümental tesirlerin kullanılış tarzı (mesela kemanların tremolosu ile dramatik bir heyecan tesiri vermek), teganni kısımlarının “ariya” şekline doğru geliştirilmesi, bütün bunlar Monteverdi tarafından meydana getirildi.

Bu bilgileri okumak kolay, Monteverdi’nin hayatı kolayca anlatılabilir. Monteverdi Gonzaga prenslerinin yanında kemancı, muganni ve şef olarak hizmet verdi. Şöhreti Venedik’in San Marco kilisesinden her tarafa yayıldı. Bu isimler ve tarihler arasında acı, ıstırap ve hayal kırıklığı ile dolu olan bir hayat vardır. Mantua sarayında geçirdiği gençlik çağına Monteverdi’yi kıskananların haseti karıştı ve sarayın kendisine yaptığı tantanalı vaadler onu adeta fakirliğe sürükledi. Sonra karısının vakitsiz ölümü Monteverdi için büyük bir darbe oldu. Mantua tahrip edilirken dramatik eserlerinin çoğunun kayboluşu Monteverdi’yi son derece sarstı. Hayatının son günleri de sıkıntı ve keder içinde geçti; çünkü dindar ihtiyar, engizisyon (katolik kilise mahkemesi) tarafından tevkif edilen oğlunun akibetinden çok endişe ediyordu.

Bu gibi teferruata burada niçin yer verildi? Çünkü bizler, kendimizden önce yaşayanlara, sanki ferdi varlıkları olmamış, dünyanın ve zamanın ne olduğunu kendi hayatımızdan da öğrendik.

Bugün Monteverdi’nin dini eserleri yeniden tanınmaya başlandı. Madrigallerin de tanınacağını ümit edelim. Monteverdi sayesinde opera “saraylara kabul edilecek” bir seviyeye yükseldi. Bu demektir ki, Avrupa’nın bütün milletlerine yayılan operanın muzaffer ilerleyişine, onu yeni dramatik bir müzik nevi haline getiren Monteverdi ilk hızı verdi. Venedik Operası’nın büyük ustaları Francesco Cavalli ve Marc Antonio Cesti, bu operadan teşvik gören Fransa’daki Jan Bapiste Lully, İtalya’daki Alessandro Scarlatti’ye ve nihayet Handel, Hasse, Gluck, Mozart, Verdi, Wagner’lere doğru yol açan bütün Alman ve İngiliz opera bestecilerine, yani opera adı altında müzikli tiyatroya ait bütün gelişmeye Monteverdi zemin hazırladı.

Kaynak: beethovenlives

Yazıyı alıntıla | Okunma: 894

İlk yorumu sen yap

Yorum Ekle
İsim:
Yorum:

Güvenlik Kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Güvenlik kodunu göremiyorsanız sayfayı yenileyiniz.

 
< Önceki   Sonraki >
Haftanın Popülerleri
Son Eklenenler

Alfabetik Sıralama
 A B C D E F G H I J
 K L M N O P Q R S T
 U V W X Y Z
Rastgele




E-posta adresini gir, yeni eklenen hayat hikayeleri posta kutuna gelsin.(E-posta adresinizi girdikten sonra açılan pencereden güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.)
TARİHTE BUGÜN / DOĞANLAR - ÖLENLER .:::BETA :::.
Ocak
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Şubat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29
Mart
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Nisan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Mayıs
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Haziran
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Temmuz
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Ağustos
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Eylül
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Ekim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kasım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Aralık    
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Seda Sayan
Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel
Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu
Muzaffer Buyrukçu  (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber
10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda
1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam
©2006-2008 isimsizsiniz.com