Anında Ara
Son Yorumlar
Ali Demir
Giresun'da dünyaya gelen Demir, judoya 1967 yılında İstanbul Aske...
>> OKU >>
Yazan: ya fünyada kaç ali demir var

Sibel Can
ben düzceden tuğçe sibel ablayı çok seviyor ve beğeniyorum sibel ...
>> OKU >>
Yazan: tuğçe

Aşık Veysel Şat...
cok guzel, odevim icin cok yardinci oldu :)
>> OKU >>
Yazan: saide

Edvard Grieg (H...
esrleri yokmu
>> OKU >>
Yazan: çağla

Yusuf Baykal Bo...
Diksiyon hocam başarılarını diliyorum Ajansta görüşmek üzere
>> OKU >>
Yazan: Serpil durdu

Ayşe Afet İnan
gferçekten iyiki bu siteye girmişim çünkü ödevime yardımcı oldu
>> OKU >>
Yazan: mine



Chiristoph Willibard von Gluck
(1714-1987)
 
(2 Temuz 1714 yılında Erasbach da doğmuş, 15 Kasım 1787 yılında Viyana da ölmüştür).
Ecdadı avcılığa ve askerliğe hevesli olan Gluck, ücra fakat müzik sevgisi ve folklörü zengin bir bölgede doğdu. Oberpfalz lı bir ormancının oğluydu. Bu eyalet Fichtelgebirge adlı ormanlık dağlarla kaplıdır. Ilerde adının, devrin her alanında merkezi olan Paris te coşkun tezahürata ve şiddetli itirazlara vesile olacağını küçüklüğünde kimse hatirina bile getiremezdi. Gluck konusunda cereyan eden bu heyecanlı münakaşalar sonunda onun adı ve eserleri, fikir ve görüşlerin sonradan değişmesine rağmen, opera tarihini yeni yollara sevkeden ve daima yeni hareketlerin ölçüsü olarak kalan bir örnek haline getirildi. Halbuki Gluck tabiaten ihtilalci değildi. Ağır ağır, fakat şaşmadan yolunu bulmuştur.


Gençliğinde seçkin kabiliyetli, fakat müzisyen olmaya çalışan sayısız kimselerden biri gibi görünüyordu. Müzik alanında ilk adımı Bohemya nın Komotau şehrinde attı. Prag da ihtiyar Czernohosky den viyolonsel çalmasını öğrendi. Viyana nın daha o zaman müzikle dolu havasını teneffüs etti Milano daki Giovanni Battista Sammartini ekolünde İtalyanlaşan genç Gluck Londra ya çağırıldı. Orada ihtiyar Handel ile tanıştı. Daha sonra Mingatti tiyatro kumpanyasının orkestra şefi olarak Viyana dan Kopenhag?a kadar bütün Alman eyaletlerini dolaştı. Bach ın öldüğü sene orkestra şefi ve sayar kompozitörü olarak Viyana?ya yerleşti. Operaları Prag, Napoli ve Roma da temsil edildi. Papalığın altın mahmuz  nişanı şövalyesi olarak asalet payesi aldı. Bu paye ona aristokrasi dünyasının kapılarını açtı. (aynı nişanın daha yüksek derecesiyle taltif edilen Mozart,  cavaliere  payesini aldığı zaman kendi kendisiyle alay etmişti.) Lakin Gluck hiç gururlu değildi. Bütün ömrü boyunca şan ve şçhreti yüzünden hal ve tavrını hiç değiştirmeyen samimi bir insan olarak kaldı. Mamafih bu ünvandan faydalanmakla kendisine ve eserlerine saha açmak ve saygı sağlamak yolunda gerekli olanı da yaptı.

Gluck  opera reformu  denilen hareketi ile tarih sahnesine çıkmıştır. Opera sahasına hakim olan İtalyanların trajik operası mütemadiyen tekrarlanan şekliyle olduğu yerde sayarak katılaşmak üzereydi. Gluck kendisine mahsus atılganlıkla bu operayı canlandırmak işini üzerine aldı. Bunu şöyle yaptı: Değişmez bir kalıba göre adeta  biçilen  opera şiirlerini attı ve ariya bolluğu içinde boğulan operadan  müzikli dramı  meydana getirdi. Hatta daha ileri giderek müziğin fonksiyonlarını yeni ve başka bir şekilde tayin etti.  kusursuz ve düzenli bir resimde renklerin canlılığı, ışıklarla gölgelerin mahirane dağılışı, esas çizgileri bozmaksızın sadece şekilleri canlandırmaya nasıl yarıyorsa, sözler için de müziğin vazifesinin aynı olduğuna inanıyordum  diyor ve hatta şunları ilave ediyordu:  Her şeyden önce müzisyen olduğumu umutmaya çalışıyordum.

Bu düşüncelerden hareket ederek kendi ifade tarzını, yani dramatik gelişmeyi  asıl bir sadelik ve huzur verici bir ulviyet içinde  (1) ifade eden dilini meydana getirdi. Gayesi sadelikti; muhtevada bu sadeliği arıyordu. Işte bu yüzden,  Orfe ,  Alceste,  İfijeni Olis de ,  Paris ile Helena  operaları, Klopstock un şiirleri üzerine bestelediği şarkılar, diğer çağdaş eserlerinden esaslı şekilde farklı ve değişikti.

Gluck Viyana da başladığı hareketi Paris?te tamamladı. Bu işte bazı sorluklarla karşılaştı. Başarılara alışkın Gluck un Paris teki başarısını itirazlar, hatta şiddetli mücadeleler güşleştirdi.  Gluckist lerle  Piccinist ler, yani Gluck etrafında toplanan Fransız opera taraftarları ile Piccini etrafında toplanan İtalyan opera stilinin müdafileri arasında cereyan eden kavgalar herkesin bildiği bir hadisedir. Paris te bulunan genç Mozart kasten bu kavgaların dışında kaldı.
Gluck un dramatik müziği, Fransızların  büyük operası , Berlioz un orkestrasyon sanatı, Wagner in müzikli dramları ve hatta romantiklerin coşkun şairliği gibi daha sonraki gelişmelerin menşei oldu. E. Th. A. Hoffmann ın şahsiyeti bütün bunların en iyi misalidir.

Bir Alman operasının yaratıcısı olmak Gluck un hayalinde yaşıyordu. Bunu Kıopsttock un  Arminyüs Muharebesi  adlı eserinden alacaktı. Fakat bu hayalini gerçekleştiremedi.
(1) Arkeolog Winckelmann (1717  - 1768)ın ifadesiyle.

Kaynak: www.beethovenlives.net


Yazıyı alıntıla | Okunma: 683

İlk yorumu sen yap

Yorum Ekle
İsim:
Yorum:

Güvenlik Kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Güvenlik kodunu göremiyorsanız sayfayı yenileyiniz.

 
< Önceki   Sonraki >
Haftanın Popülerleri
Son Eklenenler

Alfabetik Sıralama
 A B C D E F G H I J
 K L M N O P Q R S T
 U V W X Y Z
Rastgele




E-posta adresini gir, yeni eklenen hayat hikayeleri posta kutuna gelsin.(E-posta adresinizi girdikten sonra açılan pencereden güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.)
TARİHTE BUGÜN / DOĞANLAR - ÖLENLER .:::BETA :::.
Ocak
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Şubat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29
Mart
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Nisan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Mayıs
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Haziran
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Temmuz
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Ağustos
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Eylül
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Ekim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kasım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Aralık    
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Seda Sayan
Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel
Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu
Muzaffer Buyrukçu  (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber
10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda
1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam
©2006-2008 isimsizsiniz.com