Anında Ara
Son Yorumlar
Yusuf Baykal Bo...
Başarılar
>> OKU >>
Yazan: Sami Yusuf

Cem Kılıç
Kurucu üyesi bulunduğum X-Bilinmeyen Bilim Kurgu Derneğinin Genel...
>> OKU >>
Yazan: Didem Özdemir

Recai Dinçer
Çok iyi bir yazardır.Neydi o günler...
>> OKU >>
Yazan: Cem Kılıç (x-Bilinmeyen B-K De

Ayşe Afet İnan
malesef beğenmedim eserler nerde?
>> OKU >>
Yazan: yokkkkk

M. Serdar Sayda...
Mersin e yolumuz düşerse nerde yiyelim tantuniyi.. :) Bilgesi...
>> OKU >>
Yazan: fatoş

Kemal Akın
Psikoloji okuyup ticaret yapmak..İlginç.. Başarılar dilerim..
>> OKU >>
Yazan: fatoş

Carl Maria Von Weber
(1876-? )

Weber’in adını duyunca hatırımıza şarkılarıyla, korolarıyla “Freischütz” operası gelir. Bu eser, dünyadaki esrarlı kuvvetlerin sihrine kapılarak onu terennüm eden, romantik bir ruh ile doludur. Düşen çiğlerin serinlettiği bir sabah vakti gibi cürretli ve taze fikirlerle klasizmden ayrılarak doğan, fakat form bakımından hala klasik geleneğe bağlı kalan yeni romantizm Weber’de belirmektedir. Weber’in değerli ve espri ile dolu yazılarıda vardır. Bu yazılara bakanlar orada başka bir Weber keşfederşler. O, “Freischütz” deki orman fısıltılarını ve esrarengiz sesleri teganni eden, parlak bir atılganlıkla klarnet namelerini ve piyano virtiözlüğünü pırıl pırıl saçan Weber’den başka biridir.

Weber, Mozart’dan hareket ederek işe başladı, hiç olmazsa form ve teknik bakımından O’na yakındır. Bir “Hayaller” operasıda denilebilecek olan “Freischütz” te, ruhunu şeytana satan genç avcının hikayesini canlandırır. Bir müzikli dram olan “Euryanthe” de daha sonra varılan sonuçlara yaklaşır. Enstürman eserlerinde incilerden mürekkep şaşaalı gerdanlıklar kabilinden sesler dizer. Doğuştan müzisyen olan kafasında büyük ve ciddi tasavvurları gittikçe kemale erdiren Weber’in şahsında zamanın zevki ile bunun üstünde olan unsurların ne kadar girift halde olduğunu müşahade etmek enteresandır. “Freischütz” ün, Berlin’deki ilk temsili opera tarihinde Mozart zamanından beri, görülmemiş olan, bir dönüm noktası oldu. Yeni bir çığır açılmıştı. Weber bu yeniliği, güfte yönünden başarılı olmayan, fakat müzik bakımından çok değerli olan “Euryanthe” ile fevkalade derinleştirdi. Vakitsiz ölümün engel olduğu “Oberon” un rövizyonu ile şüphesiz bu yolda daha yeni gelişmelere varabilirdi.

Gençliğinde en çok sevdiği şeyler resimle müzikti. Fakat müzik galip geldi ve onun yanında kalemi de usta bir yazarınki kadar gelişti. Sert tenkit ve tahliller ihtiva eden yazılarında başka kendi hayatına ait itiraflarla ilgili tamamlanmamış bir romanda bırakmıştır. Bu iki taraflı istidat, güzel sanatların kaynaşmasını hayallerinde ideal bir gaye olarak canlandıran romantik sanatkarların özelliğiydi. (E,Th.A.Hoffman, Jean Paul, Runge).

Weber, damarlarında Fransız kanı da bulunan bir “Aleman” [1] idi.

Babasının memleketi Schwarzwald’dı. Fakat Konstanze Mozart’ın amcası olan, dehaya yakın bir dereceden kabiliyetli olup, türlü işlere karışan, fakat haddini bilmeyen ve bazan dürüst olmayan babası huzursuz bir halde bir diyardan ötekine koşuyor, bir yere yerleşemiyordu. Bu yüzden Weber’in çocukluğu bir göçebe hayatı şeklinde geçti. Doğduğu Eutin’den Hildburghausen’e sonra Salzburg’a gitti. Orada Michael Haydn, Weber’e hoca ve rehber oldu. Daha sonra Münih’e taşındılar ve orada Weber, ikinci “opus“u olan eserini kendi eliyle en yeni taş basma tekniği ile bastı. Freiberg’e, tekrar Salzburg’a, sonra Hamburg, Augsburg ve nihayet Viyana’ya gittiler. Viyana’da çok kudretli ve nüfuzlu Abbé Vogler, Weber’e hocalık yaptı sonunda Breslau şehir tiyatrosunda orkestra şefi oldu. Henüz yirmi yaşındayken, Silezya’da, Karlsrude’de oturan Württemberg Prensi Eugen’in hizmetine girdi. Prensin yardımı sayesinde babası ile birlikte Stuttgard’a yerleşti ve orada “Silvana“ operasını yazdı. Fakat burada geçirdiği mesut günler feci bir şekilde sona erdi. Babasının işlediği ihtilas (para aşırma) suçundan dolayı Württenberg’den sürgün edildiler. Bu sırada olgun bir şahsiyete erişen Weber, Darmstadt ve Mannheim’da kısa bir müddet kaldıktan sonra tekrar Vogler’in etrafında toplanan talebeler arasına katıldı. Ondan sonra başarılı bir piyanist ve besteci olarak bütün Almanya’yı dolaştı. Prag’da da bir müddet tutundu ve nihayet Dresden operasında yerini buldu. Gerçi orada bürokrasi ve rakipler ile mücadele etmen zorunda kaldı ama, dokuz sene müddetle mesut ve istikrarlı bir hayat geçirdi. Sonra “Oberon“ operasının temsili için Londra’da iken ağır hasta olan Weber’in elinden öşlüm kalemini aldı.

Weber müziğin her nevinden eserler vermiştir. Oda ve kilise müziği, koro, orkestra ve piyano için eserler ve liedler yazdı. Fakat asıl sahası operaydı. Sahnenin çok cepheli ülkesi “Abu Hasan“ın mizahi havasından ve “Pireziosa“ piyesini tasvir eden sahne müziğinden “Euryanthe“ nin yüceliğine, “Oberon“ un dramatik zenginliğine kadar uzanıyordu. Fakat hepsinin başında en çok kalpleri cezbeden “Freischütz” operasıdır. Weber’in müziği sonraki devirlerin ışığı altında tekrar tekrar ilgi toplamaktadır. Wagner, Pfitzner ve Hindemith gibi isimler bunun şahididir.

[1] Alemanlar, bugün güneybatı Almanya, Alsas ve İsviçre’de şive ve karakter bakımından özellik taşıyan eski Alman soylarından biridir.

Kaynak:beethovenlives.net

Yazıyı alıntıla | Okunma: 899

İlk yorumu sen yap

Yorum Ekle
İsim:
Yorum:

Güvenlik Kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Güvenlik kodunu göremiyorsanız sayfayı yenileyiniz.

 
< Önceki   Sonraki >
Haftanın Popülerleri
Son Eklenenler

Alfabetik Sıralama
 A B C D E F G H I J
 K L M N O P Q R S T
 U V W X Y Z
Rastgele




E-posta adresini gir, yeni eklenen hayat hikayeleri posta kutuna gelsin.(E-posta adresinizi girdikten sonra açılan pencereden güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.)
TARİHTE BUGÜN / DOĞANLAR - ÖLENLER .:::BETA :::.
Ocak
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Şubat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29
Mart
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Nisan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Mayıs
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Haziran
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Temmuz
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Ağustos
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Eylül
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Ekim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kasım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Aralık    
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Seda Sayan
Seda Sayan Asıl adı Aysel Gülsaçar olan Seda Sayan, 1965 yılında İstanbul Eyüp'te doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur. Çok fakir bir ailenin çocuğu olduğu için hem okudu hem de tezgahtarlık, fabrika işçiliği yaptı....
Oğuz Tansel
Oğuz Tansel 1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü. Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal...
Muzaffer Buyrukçu
Muzaffer Buyrukçu  (1930 - 2006) Niğde’de 1930 yılında doğan Buyrukçu, 1951-1970 yılları arasında memurluk yaptı. Yazı hayatına şiir ve gazetelerde öykü yazarak başlayan Buyrukçu, 1953 yılından sonra da yazılarını dergilerde yayımlamaya başladı. Konularını...
Rüştü Reçber
10 Mayıs 1973 Korkuteli, Antalya doğumlu. Türk futbolunun yetiştirdiği en iyi kalecilerden biri olan Rüştü Reçber,
Mehmet Seyda
1919 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Öğrenimini liseye kadar devam
©2006-2008 isimsizsiniz.com